Sınav Kelimeleri Ders 37

Sınav Kelimeleri Ders 37
Yeni Hizmet

İngilizceyi Güvenle Konuşun

Klasik derslerden sıkıldınız mı? Ding ile anadili İngilizce olan eğitmenlerle birebir canlı pratik yapın, akıcılığa en hızlı yoldan ulaşın.

Ding Canlı'yı Keşfet
Sınav Kelimeleri Ders 37
Hardly

İngilizce Anlamı: Almost not

Türkçe Anlamı: Güçlükle, hemen hemen hiç

Örnek Cümle
The boy was so excited he could hardly speak.
Çocuk o kadar heyecanlıydı ki neredeyse konuşamıyordu.

Firmly

İngilizce Anlamı: Strongly, in a way that will not become loose

Türkçe Anlamı: Sıkıca, kesin olarak

Örnek Cümle
Make sure the rope is firmly attached!
İpin sıkıca bağlandığından emin ol!

Rapidly

İngilizce Anlamı: Very quickly and in a very short time

Türkçe Anlamı: Hızla, süratle

Örnek Cümle
World of technology is changing rapidly.
Teknoloji dünyası hızla değişiyor.

Fairly

İngilizce Anlamı: If you do something fairly, you do it in a way which is right and reasonable and treats people equally

Türkçe Anlamı: Adil bir şekilde, dosdoğru

Örnek Cümle
The election will be carried out fairly.
Seçim adil bir şekilde yapılacak.

Urgently

İngilizce Anlamı: Very important and needing to be dealt with immediately

Türkçe Anlamı: Acilen

Örnek Cümle
Water is urgently needed.
Acilen suya ihtiyaç var.

Lease

İngilizce Anlamı: To make a legal agreement by which money is paid in order to use land, a building, a vehicle or a piece of equipment for an agreed period of time

Türkçe Anlamı: Kiralamak

Örnek Cümle
Im interested in leasing your flat.
Dairenizi kiralamayı düşünüyorum.

Exploit

İngilizce Anlamı: To use something for advantage

Türkçe Anlamı: Faydalanmak, istismar etmek

Örnek Cümle
Workers can easily be exploited by employers.
İşçiler, işverenler tarafından kolayca istismar edilebilirler.

Appropriate

İngilizce Anlamı: Suitable or right for a particular situation or occasion

Türkçe Anlamı: Münasip, uygun

Örnek Cümle
Is this movie appropriate for children?
Bu film çocuklar için uygun mu?

Grant

İngilizce Anlamı: A sum of money given especially by the government to a person or organization for a special purpose

Türkçe Anlamı: Bağışlamak, hibe etmek

Örnek Cümle
The school gave her a grant to study abroad for two years.
Okul, ona iki yıl yurtdışında okuma hibesi verdi.

Abolish

İngilizce Anlamı: To end an activity or custom officially

Türkçe Anlamı: Feshetmek, bozmak, son vermek

Örnek Cümle
Slavery was abolished in the US in the last century.
Birleşik Devletlerde kölelik geçtiğimiz yüzyılda sona erdi.

Accumulation

İngilizce Anlamı: An amount of something that has been collected

Türkçe Anlamı: Birikim, birikinti

Örnek Cümle
Governments should use the accumulation of data.
Hükümetler bu veri birikimini kullanmalılar.

Destruction

İngilizce Anlamı: When something is destroyed

Türkçe Anlamı: Yıkım, imha

Örnek Cümle
Weapons of mass destruction must be banned.
Kitle imha silahları yasaklanmalı.

Explosion

İngilizce Anlamı: When something such as a bomb explodes

Türkçe Anlamı: İnfilak, patlama

Örnek Cümle
25 people were killed in an explosion.
Patlamada 25 kişi hayatını kaybetti.

Instability

İngilizce Anlamı: When a situation is not certain because there is the possibility of sudden change

Türkçe Anlamı: İstikrarsızlık, kararsızlık

Örnek Cümle
Political instability is bad for countries economy.
Siyasi istikrarsızlık ülkelerin ekonomileri için kötüdür.

Growth

İngilizce Anlamı: An increase in amount, number, or size

Türkçe Anlamı: Büyüme, yetişme

Örnek Cümle
How do you find the recent growth of interest in African music?
Son zamanlarda Afrika müziğine karşı olan ilginin büyümesini nasıl buluyorsun?

Deceitful

İngilizce Anlamı: Someone who is deceitful tells lies in order to get what they want

Türkçe Anlamı: Hileci, dolandırıcı, düzenbaz

Örnek Cümle
He seems to be a deceitful person, I couldnt believe him.
Sahtekar birine benziyordu, ona inanamadım.

Persuasive

İngilizce Anlamı: Making you want to do or believe a particular thing

Türkçe Anlamı: İkna edici, inandırıcı

Örnek Cümle
He can be very persuasive but you should think twice.
O çok inandırıcı biri olabilir ama sen iki kere düşünmelisin.

Accessible

İngilizce Anlamı: Able to be reached or easily got

Türkçe Anlamı: Erişilebilir, ulaşılabilir

Örnek Cümle
The area is only accessible by ship.
Bölgeye sadece gemi ile ulaşılabilir.

Irregular

İngilizce Anlamı: (of behaviour or actions) Not according to usual rules or what is expected

Türkçe Anlamı: Düzensiz, kuralsız

Örnek Cümle
Hes receiving treatment for an irregular heartbeat.
Düzensiz kalp atışı için tedavi görüyor.

Gradual

İngilizce Anlamı: Happening or changing slowly over a long period of time or distance

Türkçe Anlamı: Kademeli, derece derece

Örnek Cümle
Theres been a gradual decline in manufacturing industry.
İmalat sanayisinde kademeli bir düşüş var.

Unlikely

İngilizce Anlamı: Not likely to happen

Türkçe Anlamı: Alışılmadık, ihtimali olmayan

Örnek Cümle
The weather is unlikely to improve over the next few weeks.
Havanın önümüzdeki birkaç hafta içinde düzelme ihtimali yok.

Nominally

İngilizce Anlamı: Officially described as being something, when this is not really true

Türkçe Anlamı: İsmen, sözde

Örnek Cümle
He was nominally in charge of his fathers textile factory.
Sözde babasının tekstil fabrikasından sorumlu idi.

Still

İngilizce Anlamı: Continuing to happen or continuing to be done

Türkçe Anlamı: Hala, yine de

Örnek Cümle
I am still doing my homework.
Hala ödevimi yapıyorum.

Tightly

İngilizce Anlamı: Firmly or closely

Türkçe Anlamı: Sıkıca, sıkı olarak

Örnek Cümle
The child was holding his mothers hand tightly.
Çocuk, annesinin elini sıkıca tutuyordu.

Reklam