Sınav Kelimeleri Ders 14

Sınav Kelimeleri Ders 14
Irrelevant

İngilizce Anlamı: Not related to what is being discussed or considered and therefore of no importance

Türkçe Anlamı: Alakasız, konu dışı

Örnek Cümle
We focus too much on irrelevant subjects.
Alakasız konular üzerinde çok fazla duruyoruz.

Unstable

İngilizce Anlamı: Not solid and firm and therefore not strong, safe or likely to last

Türkçe Anlamı: İstikrarsız, kararsız

Örnek Cümle
It is a politically unstable society.
Bu, siyasi olarak istikrarsız bir toplum.

Ingenious

İngilizce Anlamı: (of a person) Very clever and skilful, or (of a thing) cleverly made or planned and involving new ideas and methods

Türkçe Anlamı: Becerikli, marifetli

Örnek Cümle
Johnny is so ingenious that he can make all kind of crafts.
Johnny o kadar becerikli ki her türlü el işini yapabilir.

Untamed

İngilizce Anlamı: Wild or dangerous

Türkçe Anlamı: Evcilleşmemiş, yabani

Örnek Cümle
There are many untamed animals in this area.
Bu bölgede birçok yabani hayvan var.

Illegible

İngilizce Anlamı: Impossible or almost impossible to read because of being very untidy or not clear

Türkçe Anlamı: Okunaksız, okunmaz

Örnek Cümle
Her writing is so illegible that I cant understand what she writes.
Yazısı öyle okunaksız ki ne yazdığını anlayamıyorum.

Particularly

İngilizce Anlamı: Especially, or more than usual

Türkçe Anlamı: Özellikle, bilhassa

Örnek Cümle
The cafe is particularly popular with young people.
Bu kafe, özellikle gençler arasında popüler.

Completely

İngilizce Anlamı: In every way or as much as possible

Türkçe Anlamı: Tamamen, bütünüyle

Örnek Cümle
Im completely sure.
Tamamen eminim.

Sufficiently

İngilizce Anlamı: In a way that something is enough for a particular purpose

Türkçe Anlamı: Yeterli şekilde, yeteri kadar

Örnek Cümle
He has not recovered sufficiently to play tomorrow.
Yarın oynamak için yeterince iyileşmiş durumda değil.

Effectively

İngilizce Anlamı: In a way that is successful and achieves what you want

Türkçe Anlamı: Etkili bir şekilde

Örnek Cümle
We should teach children to communicate effectively.
Çocuklara etkili bir şekilde iletişim kurmayı öğretmeliyiz.

Respectively

İngilizce Anlamı: In the same order as the things you have just mentioned

Türkçe Anlamı: Anılan sıraya göre, sırasıyla

Örnek Cümle
The pencil and rubber cost £5 and £3 respectively.
Kalem ve silgi sırasıyla beş ve üç pound.

Improvement

İngilizce Anlamı: When something gets better or when you make it better

Türkçe Anlamı: Gelişme, geliştirme, ilerleme

Örnek Cümle
Theres been a big improvement in the my sons behaviour.
Oğlumun davranışlarında büyük bir gelişme var.

Regression

İngilizce Anlamı: The act of returning to an earlier condition that is worse or less developed

Türkçe Anlamı: Gerileme

Örnek Cümle
After this big development, we dont want regression.
Bu büyük gelişmeden sonra bir gerileme istemiyoruz.

Encounter

İngilizce Anlamı: A meeting, especially one that happens by chance

Türkçe Anlamı: Karşılaşmak, rastlamak

Örnek Cümle
This meeting is the first encounter between party leaders.
Bu parti liderlerinin ilk karşılaşması.

Intention

İngilizce Anlamı: Something that you want and plan to do

Türkçe Anlamı: Niyet, maksat

Örnek Cümle
I have no intention of going just yet.
Şimdilik gitme niyetim yok.

Compromise

İngilizce Anlamı: An agreement in an argument in which the people involved reduce their demands or change their opinion in order to agree

Türkçe Anlamı: Anlaşmaya varmak, uyuşmak

Örnek Cümle
The government has said that there will be no compromise with rebels.
Hükümet; isyancılarla hiçbir anlaşmaya varılmayacağını söyledi.

Balance

İngilizce Anlamı: A state where things are of equal weight or force; equilibrium

Türkçe Anlamı: Denge

Örnek Cümle
I lost my balance and fell on the ground.
Dengemi kaybettim ve yere düştüm.

Demonstration

İngilizce Anlamı: An event at which a large group of people meet to protest or to support something in public

Türkçe Anlamı: Gösteri

Örnek Cümle
Have you heard about a demonstration against the governments educational policies?
Hükümetin eğitim politikasına karşı yapılan gösteriyi duydun mu?

Responsibility

İngilizce Anlamı: Something that it is your job or duty to deal with

Türkçe Anlamı: Sorumluluk, mesuliyet

Örnek Cümle
She takes her responsibilities as a teacher very seriously.
Bir öğretmen olarak ciddi şekilde sorumluluk üstleniyor.

Interest

İngilizce Anlamı: The feeling of wanting to give your attention to something or of wanting to be involved with and to discover more about something

Türkçe Anlamı: İlgi, alaka, menfaat

Örnek Cümle
Ive always had an interest in geography.
Coğrafyaya her zaman ilgim olmuştur.

Solidarity

İngilizce Anlamı: Agreement between and support for the members of a group, especially a political group

Türkçe Anlamı: Dayanışma, birlik, beraberlik

Örnek Cümle
The doctors joined the protest march to show solidarity with their colleagues.
Doktorlar; meslektaşlarıyla dayanışmalarını göstermek için protesto yürüyüşüne katıldı.

Previous

İngilizce Anlamı: Having happened or existed before the event, time, or thing that you are talking about now

Türkçe Anlamı: Önceki

Örnek Cümle
He has a son from a previous marriage.
Önceki evliliğinden bir oğlu var.

Perennial

İngilizce Anlamı: Lasting a very long time, or happening repeatedly or all the time

Türkçe Anlamı: Yıllarca süren, uzun ömürlü

Örnek Cümle
The film Godfather is a perennial favourite.
Godfather filmi uzun süredir favori.

Vulnerable

İngilizce Anlamı: Able to be easily physically, emotionally, or mentally hurt, influenced or attacked

Türkçe Anlamı: Kolay incinir, hassas

Örnek Cümle
He took advantage of me when I was at my most vulnerable.
En hassas olduğum zaman benden faydalandı.

Naughty

İngilizce Anlamı: When children are naughty, or their behaviour is naughty, they behave badly or do not do what they are told to do

Türkçe Anlamı: Yaramaz, haylaz

Örnek Cümle
He has two little naughty daughters.
İki küçük yaramaz kızı var.

Casual

İngilizce Anlamı: Describes clothes that are not formal or not suitable for special occasions

Türkçe Anlamı: Günlük giysi, gayriresmi

Örnek Cümle
I feel more comfortable in casual clothes.
Günlük giysilerle daha rahat hissediyorum.

Bu Dersleri Gördünüz mü?

Sınav Kelimeleri Ders 14