Sınav Kelimeleri Ders 26

Sınav Kelimeleri Ders 26
Infinitely

İngilizce Anlamı: Very or very much

Türkçe Anlamı: Çok, son derecede

Örnek Cümle
We need someone with infinitely more experience.
Çok daha fazla tecrübesi olan birine ihtiyacımız var.

Decisively

İngilizce Anlamı: Confidently

Türkçe Anlamı: Kararlı bir biçimde, kesin surette

Örnek Cümle
As a teacher, you must act decisively in class.
Bir öğretmen olarak, sınıfta kararlı şekilde hareket etmelisin.

Conclusively

İngilizce Anlamı: Without any doubt

Türkçe Anlamı: Kesin olarak

Örnek Cümle
It is impossible to prove conclusively that the factory is responsible for the pollution in the river.
Irmaktaki kirliliğin sorumlusunun fabrika olduğunu kesin olarak ispat etmek imkansız.

Reluctantly

İngilizce Anlamı: In a slow and unwilling way

Türkçe Anlamı: Gönülsüzce, isteksiz olarak

Örnek Cümle
Reluctantly, he agreed to come with us
İstemeye istemeye bizle gelmeyi kabul etti.

Indefinitely

İngilizce Anlamı: For a period of time with no fixed end

Türkçe Anlamı: Belirsiz olarak, süresiz olarak

Örnek Cümle
The meeting has been postponed indefinitely.
Toplantı süresiz olarak ertelendi.

In line with

İngilizce Anlamı: To be similar to, or at the same level as something

Türkçe Anlamı: Uyumlu olarak, doğrultusunda

Örnek Cümle
Employees are seeking a pay rise thats in line with inflation.
Elemanlar enflasyonla uyumlu bir maaş artışı bekliyorlar.

In the case of

İngilizce Anlamı: With reference to someone or something, or in the situation of something

Türkçe Anlamı: Durumunda, halinde

Örnek Cümle
The law will apply equally to all employees except in the case of maternity leave.
Yasa hamilelik izni durumu dışında tüm çalışanlara eşit olarak uygulanacak.

In excess of

İngilizce Anlamı: Greater than, more than

Türkçe Anlamı: Aşmak, fazla olmak

Örnek Cümle
 His book sold in excess of a ten thousand copies .
Kitabı onbinden fazla sattı.

On the verge of

İngilizce Anlamı: If you are on the verge of something or come to the verge of something, you are very near to experiencing it

Türkçe Anlamı: Eşiğinde, üzerinde, eli kulağında

Örnek Cümle
The old building was on the verge of collapse.
Eski bina yıkılmak üzereydi.

In place of

İngilizce Anlamı: Instead of someone or something

Türkçe Anlamı: ..Yerine

Örnek Cümle
You must use margarine in place of butter in some meals.
Bazı yemeklerde tereyağ yerine margarin kullanmalısın.

Recommend

İngilizce Anlamı: To advise someone to do something, especially because you have special knowledge of a situation or subject

Türkçe Anlamı: Tavsiye etmek

Örnek Cümle
I recommend this book to anyone with an interest in travelling.
Geziye meraklı olan herkese bu kitabı tavsiye ederim.

Reduce

İngilizce Anlamı: To make something smaller in size, amount, degree, importance, etc

Türkçe Anlamı: Azaltmak, küçültmek

Örnek Cümle
My weight reduces when I stop eating bread.
Ekmek yemeyi bıraktığımda kilom düşüyor.

Compel

İngilizce Anlamı: To force someone to do something

Türkçe Anlamı: Mecbur etmek, zorlamak

Örnek Cümle
As a student we were compelled to wear uniforms.
Öğrenci olarak üniforma giymeye mecbur edilmiştik.

Consolidate

İngilizce Anlamı: To become, or cause something to become, stronger and more certain

Türkçe Anlamı: Pekiştirmek, sağlamlaştırmak

Örnek Cümle
The team consolidated their lead with a second goal.
Takım, liderlğini ikinci golle pekiştirdi.

Impair

İngilizce Anlamı: To spoil something or make it weaker so that it is less effective

Türkçe Anlamı: Bozmak, zayıflatmak

Örnek Cümle
The illness had impaired his ability to see.
Hastalık, görme yeteneğini zayıflattı.

Intersection

İngilizce Anlamı: When two lines cross, or the point where this happens

Türkçe Anlamı: Kavşak, kesişim

Örnek Cümle
The intersection of the lines on the graph marks the point where we start to expand.
Grafikte, iki çizginin kesiştiği yer büyümeye başladığımız noktayı işaret ediyor.

Completion

İngilizce Anlamı: When something that you are doing or making is finished

Türkçe Anlamı: Bitirme, bitiş

Örnek Cümle
Youll be paid on completion of the work.
İş bitiminde paranı alacaksın.

Interaction

İngilizce Anlamı: When two or more people or things communicate with or react to each other

Türkçe Anlamı: Etkileşim

Örnek Cümle
Theres not enough interaction between the management and the students.
İdareciler ile öğrenciler arasında yeterli bir etkileşim yok.

Perception

İngilizce Anlamı: The way you think about something and your idea of what it is like

Türkçe Anlamı: Algı

Örnek Cümle
These photographs will affect peoples perceptions of the country.
Bu fotoğraflar insanların bu ülke algısını etkileyecek.

Distraction

İngilizce Anlamı: Something that prevents someone from concentrating on what they are doing

Türkçe Anlamı: Dikkati dağıtan şey

Örnek Cümle
I can turn the radio off if you find it a distraction.
Eğer dikkat dağıtıcı buluyorsan, radyoyu kapatabilirim.

Forceful

İngilizce Anlamı: A forceful person expresses their opinions very strongly and clearly and people are easily persuaded by them

Türkçe Anlamı: Etkili, güçlü, ikna edici

Örnek Cümle
Governments should adopt a more forceful approach to improve the education system.
Hükümetler, eğitim sistemini geliştirmek için daha etkili yaklaşımlar benimsemeliler.

Obstructive

İngilizce Anlamı: Trying to stop someone from doing something by causing problems for them

Türkçe Anlamı: Engel olan, zorluk çıkaran

Örnek Cümle
We will make a decision if Jean isnt so obstructive.
Eğer Jean bu kadar zorluk çıkarmasa karar verebileceğiz.

Relentless

İngilizce Anlamı: Continuing in a severe or extreme way

Türkçe Anlamı: Acımasız, insafsız, sonu gelmeyen

Örnek Cümle
The relentless crying of a small baby drove me crazy.
Bebeğin sürekli ağlaması beni deli etti.

Protective

İngilizce Anlamı: Giving protection

Türkçe Anlamı: Koruyucu, sahip çıkan

Örnek Cümle
We need a protective mask and goggles.
Koruyucu maske ve yüzücü gözlüğüne ihtiyacımız var.

Intensive

İngilizce Anlamı: Involving a lot of effort or activity in a short period of time

Türkçe Anlamı: Aşırı, şiddetli, yoğun

Örnek Cümle
I will attend an intensive English course this summer.
Bu yaz, yoğunlaştırılmış İngilizce kursuna katılacağım.

Bu Dersleri Gördünüz mü?

Sınav Kelimeleri Ders 26