Convince
İngilizce Anlamı: To persuade someone or make them certain
Türkçe Anlamı: İkna etmek, inandırmak
Örnek
Cümle
He managed to convince his wife of his innocence.
Karısını masum olduğuna inandırmayı başardı.
Adjust
İngilizce Anlamı: To change something slightly, especially to make it more correct, effective, or suitable
Türkçe Anlamı: Ayarlamak, düzeltmek, halletmek
Örnek
Cümle
As a teacher you should adjust your methods to suit the needs of the students.
Bir öğretmen olarak, metotlarını öğrencilerin ihtiyaçlarına göre ayarlamalısın.
Reduce
İngilizce Anlamı: To make something smaller in size, amount, degree, importance, etc
Türkçe Anlamı: Azaltmak, küçültmek
Örnek
Cümle
My weight reduces when I stop eating bread.
Ekmek yemeyi bıraktığımda kilom düşüyor.
Sustain
İngilizce Anlamı: To cause or allow something to continue for a period of time
Türkçe Anlamı: Ayakta tutmak, devam ettirmek, sürdürmek
Örnek
Cümle
He seems to find it difficult to sustain relationships with children.
Çocuklarla iletişimi sürdürmek ona zor geliyor gibi görünüyor.
Explain
İngilizce Anlamı: To make something clear or easy to understand by describing or giving information about it
Türkçe Anlamı: Açıklamak, izah etmek
Örnek
Cümle
If theres anything you dont understand, I can explain it again.
Eğer anlamadığın bir yer varsa tekrar açıklayabilirim.
Defiantly
İngilizce Anlamı: Clearly refusing to do what someone tells you to do
Türkçe Anlamı: Cüretkar biçimde, küstahça
Örnek
Cümle
Mark shouted at his teacher in the class defiantly.
Mark, sınıfta öğretmenine küstahça bağırdı.
Suitably
İngilizce Anlamı: In an acceptable or right way
Türkçe Anlamı: Uygunca
Örnek
Cümle
You should dress suitably for your brothers wedding.
Kardeşinin düğünü için uygun şekilde giyinmelisin.
Extremely
İngilizce Anlamı: To a very great degree
Türkçe Anlamı: Aşırı, çok
Örnek
Cümle
Earthquakes are extremely difficult to survive.
Depremde hayatta kalmak çok zordur.
Sensitively
İngilizce Anlamı: In a sensitive way
Türkçe Anlamı: Duyarlı bir şekilde, hassasiyetle
Örnek
Cümle
This situation needs to be handled sensitively.
Bu konunun hassasiyetle ele alınması gerekiyor.
Lately
İngilizce Anlamı: Recently
Türkçe Anlamı: Son zamanlarda
Örnek
Cümle
Have you been doing anything boring lately?
Son zamanlarda sıkıcı birşeyler yapıyor musun?
Creativity
İngilizce Anlamı: The ability to use your imagination to produce new ideas, make things
Türkçe Anlamı: Yaratıcılık
Örnek
Cümle
Teachers should reveal creativity in their pupils.
Öğretmenler, öğrencilerindeki yaratıcılığı ortaya çıkarmalı.
Credibility
İngilizce Anlamı: When someone can be believed or trusted
Türkçe Anlamı: Güvenilirlik, inanılırlık
Örnek
Cümle
His arrest for robbery seriously damaged his credibility as a leader.
Soygundan dolayı yakalanması bir lider olarak güvenilirliğine ciddi şekilde zarar verdi.
Sustainability
İngilizce Anlamı: Ability of something to continue for a long time
Türkçe Anlamı: Sürdürülebilirlik
Örnek
Cümle
The sustainability of this application is limited.
Bu uygulamanın sürdürülebilirliği kısıtlıdır.
Conductivity
İngilizce Anlamı: Describes the feature of a substance that allows heat or electricity to go through it
Türkçe Anlamı: İletkenlik
Örnek
Cümle
Aluminium has a high level of conductivity.
Aliminyumun yüksek derecede iletkenliği vardır.
Respectability
İngilizce Anlamı: When someone or something is considered to be socially acceptable
Türkçe Anlamı: Saygınlık, itibar
Örnek
Cümle
Respectability is very important for international companies.
Uluslarası şirketler için saygınlık çok önemlidir.
Defensive
İngilizce Anlamı: Used to protect someone or something against attack
Türkçe Anlamı: Savunma amaçlı, koruyucu
Örnek
Cümle
The general commanded his soldiers to get a defensive position.
General, askerlerine savunma pozisyonu almalarını emretti.
Excessive
İngilizce Anlamı: Much more than is reasonable or necessary
Türkçe Anlamı: Aşırı, haddinden fazla
Örnek
Cümle
His wife divorved him because of his excessive drinking .
Aşırı içki içmesinden dolayı karısı onu boşadı.
Comprehensive
İngilizce Anlamı: Complete and including everything that is necessary
Türkçe Anlamı: Kapsamlı, geniş, tam
Örnek
Cümle
Is this list comprehensive or are there some books missing?
Bu liste tam mı, yoksa bazı kitaplar eksik mi?
Regrettable
İngilizce Anlamı: Making you feel sad and sorry about something
Türkçe Anlamı: Acınacak, üzücü
Örnek
Cümle
Its regrettable that table tennis receives so little attention.
Masa tenisinin bu kadar az ilgi çekmesi üzücü.
Forceful
İngilizce Anlamı: A forceful person expresses their opinions very strongly and clearly and people are easily persuaded by them
Türkçe Anlamı: Etkili, güçlü, ikna edici
Örnek
Cümle
Governments should adopt a more forceful approach to improve the education system.
Hükümetler, eğitim sistemini geliştirmek için daha etkili yaklaşımlar benimsemeliler.
Sullenly
İngilizce Anlamı: In an angry and unwilling to smile or be pleasant to people way
Türkçe Anlamı: Asık suratlı bir şekilde
Örnek
Cümle
She was watching children sullenly.
Asık suratlı bir şekilde çocukları izliyordu.
Seriously
İngilizce Anlamı: Badly or severely, in a serious way, not joking
Türkçe Anlamı: Ciddi bir şekilde, cidden
Örnek
Cümle
Was he seriously hurt in an accident?
Kazada ciddi bir şekilde yaralandı mı?
Satisfactorily
İngilizce Anlamı: In a way that is good enough for a particular need or purpose
Türkçe Anlamı: Tatmin edici olarak
Örnek
Cümle
I hope that these problems will be satisfactorily solved.
Umarım bu sorunlar tatmin edici bir şekilde çözülür.
Ingeniously
İngilizce Anlamı: In a very clever and skilful way
Türkçe Anlamı: Ustalıkla
Örnek
Cümle
The umbrella was ingeniously devised to fold up into your bag.
Bu şemsiye, çantanıza sığacak şekilde, ustalıkla tasarlanmış.
Pretentiously
İngilizce Anlamı: In a way that you are trying to appear or sound more important or clever than you are, especially in matters of art and literature
Türkçe Anlamı: Gösterişli bir şekilde
Örnek
Cümle
He is talking about the new book pretentiously.
Yeni kitap hakkında gösterişli bir şekilde konuşuyordu.