Sınav Kelimeleri Ders 33

Sınav Kelimeleri Ders 33
Convince

İngilizce Anlamı: To persuade someone or make them certain

Türkçe Anlamı: İkna etmek, inandırmak

Örnek Cümle
He managed to convince his wife of his innocence.
Karısını masum olduğuna inandırmayı başardı.

Adjust

İngilizce Anlamı: To change something slightly, especially to make it more correct, effective, or suitable

Türkçe Anlamı: Ayarlamak, düzeltmek, halletmek

Örnek Cümle
As a teacher you should adjust your methods to suit the needs of the students.
Bir öğretmen olarak, metotlarını öğrencilerin ihtiyaçlarına göre ayarlamalısın.

Reduce

İngilizce Anlamı: To make something smaller in size, amount, degree, importance, etc

Türkçe Anlamı: Azaltmak, küçültmek

Örnek Cümle
My weight reduces when I stop eating bread.
Ekmek yemeyi bıraktığımda kilom düşüyor.

Sustain

İngilizce Anlamı: To cause or allow something to continue for a period of time

Türkçe Anlamı: Ayakta tutmak, devam ettirmek, sürdürmek

Örnek Cümle
He seems to find it difficult to sustain relationships with children.
Çocuklarla iletişimi sürdürmek ona zor geliyor gibi görünüyor.

Explain

İngilizce Anlamı: To make something clear or easy to understand by describing or giving information about it

Türkçe Anlamı: Açıklamak, izah etmek

Örnek Cümle
If theres anything you dont understand, I can explain it again.
Eğer anlamadığın bir yer varsa tekrar açıklayabilirim.

Defiantly

İngilizce Anlamı: Clearly refusing to do what someone tells you to do

Türkçe Anlamı: Cüretkar biçimde, küstahça

Örnek Cümle
Mark shouted at his teacher in the class defiantly.
Mark, sınıfta öğretmenine küstahça bağırdı.

Suitably

İngilizce Anlamı: In an acceptable or right way

Türkçe Anlamı: Uygunca

Örnek Cümle
You should dress suitably for your brothers wedding.
Kardeşinin düğünü için uygun şekilde giyinmelisin.

Extremely

İngilizce Anlamı: To a very great degree

Türkçe Anlamı: Aşırı, çok

Örnek Cümle
Earthquakes are extremely difficult to survive.
Depremde hayatta kalmak çok zordur.

Sensitively

İngilizce Anlamı: In a sensitive way

Türkçe Anlamı: Duyarlı bir şekilde, hassasiyetle

Örnek Cümle
This situation needs to be handled sensitively.
Bu konunun hassasiyetle ele alınması gerekiyor.

Lately

İngilizce Anlamı: Recently

Türkçe Anlamı: Son zamanlarda

Örnek Cümle
Have you been doing anything boring lately?
Son zamanlarda sıkıcı birşeyler yapıyor musun?

Creativity

İngilizce Anlamı: The ability to use your imagination to produce new ideas, make things

Türkçe Anlamı: Yaratıcılık

Örnek Cümle
Teachers should reveal creativity in their pupils.
Öğretmenler, öğrencilerindeki yaratıcılığı ortaya çıkarmalı.

Credibility

İngilizce Anlamı: When someone can be believed or trusted

Türkçe Anlamı: Güvenilirlik, inanılırlık

Örnek Cümle
His arrest for robbery seriously damaged his credibility as a leader.
Soygundan dolayı yakalanması bir lider olarak güvenilirliğine ciddi şekilde zarar verdi.

Sustainability

İngilizce Anlamı: Ability of something to continue for a long time

Türkçe Anlamı: Sürdürülebilirlik

Örnek Cümle
The sustainability of this application is limited.
Bu uygulamanın sürdürülebilirliği kısıtlıdır.

Conductivity

İngilizce Anlamı: Describes the feature of a substance that allows heat or electricity to go through it

Türkçe Anlamı: İletkenlik

Örnek Cümle
Aluminium has a high level of conductivity.
Aliminyumun yüksek derecede iletkenliği vardır.

Respectability

İngilizce Anlamı: When someone or something is considered to be socially acceptable

Türkçe Anlamı: Saygınlık, itibar

Örnek Cümle
Respectability is very important for international companies.
Uluslarası şirketler için saygınlık çok önemlidir.

Defensive

İngilizce Anlamı: Used to protect someone or something against attack

Türkçe Anlamı: Savunma amaçlı, koruyucu

Örnek Cümle
The general commanded his soldiers to get a defensive position.
General, askerlerine savunma pozisyonu almalarını emretti.

Excessive

İngilizce Anlamı: Much more than is reasonable or necessary

Türkçe Anlamı: Aşırı, haddinden fazla

Örnek Cümle
His wife divorved him because of his excessive drinking .
Aşırı içki içmesinden dolayı karısı onu boşadı.

Comprehensive

İngilizce Anlamı: Complete and including everything that is necessary

Türkçe Anlamı: Kapsamlı, geniş, tam

Örnek Cümle
Is this list comprehensive or are there some books missing?
Bu liste tam mı, yoksa bazı kitaplar eksik mi?

Regrettable

İngilizce Anlamı: Making you feel sad and sorry about something

Türkçe Anlamı: Acınacak, üzücü

Örnek Cümle
Its regrettable that table tennis receives so little attention.
Masa tenisinin bu kadar az ilgi çekmesi üzücü.

Forceful

İngilizce Anlamı: A forceful person expresses their opinions very strongly and clearly and people are easily persuaded by them

Türkçe Anlamı: Etkili, güçlü, ikna edici

Örnek Cümle
Governments should adopt a more forceful approach to improve the education system.
Hükümetler, eğitim sistemini geliştirmek için daha etkili yaklaşımlar benimsemeliler.

Sullenly

İngilizce Anlamı: In an angry and unwilling to smile or be pleasant to people way

Türkçe Anlamı: Asık suratlı bir şekilde

Örnek Cümle
She was watching children sullenly.
Asık suratlı bir şekilde çocukları izliyordu.

Seriously

İngilizce Anlamı: Badly or severely, in a serious way, not joking

Türkçe Anlamı: Ciddi bir şekilde, cidden

Örnek Cümle
Was he seriously hurt in an accident?
Kazada ciddi bir şekilde yaralandı mı?

Satisfactorily

İngilizce Anlamı: In a way that is good enough for a particular need or purpose

Türkçe Anlamı: Tatmin edici olarak

Örnek Cümle
I hope that these problems will be satisfactorily solved.
Umarım bu sorunlar tatmin edici bir şekilde çözülür.

Ingeniously

İngilizce Anlamı: In a very clever and skilful way

Türkçe Anlamı: Ustalıkla

Örnek Cümle
The umbrella was ingeniously devised to fold up into your bag.
Bu şemsiye, çantanıza sığacak şekilde, ustalıkla tasarlanmış.

Pretentiously

İngilizce Anlamı: In a way that you are trying to appear or sound more important or clever than you are, especially in matters of art and literature

Türkçe Anlamı: Gösterişli bir şekilde

Örnek Cümle
He is talking about the new book pretentiously.
Yeni kitap hakkında gösterişli bir şekilde konuşuyordu.

Bu Dersleri Gördünüz mü?

Sınav Kelimeleri Ders 33