Sınav Kelimeleri Ders 25

Sınav Kelimeleri Ders 25
Potentially

İngilizce Anlamı: Possibly

Türkçe Anlamı: İmkan dahilinde, potansiyel olarak

Örnek Cümle
Going there alone is a potentially dangerous situation.
Oraya yalnız gitmek potensiyel olarak tehlikeli bir durum.

Remarkably

İngilizce Anlamı: In an amount or to a degree that is unusual or surprising

Türkçe Anlamı: Dikkat çekecek derecede, önemli biçimde

Örnek Cümle
It is a remarkably noisy and crowded library.
Bu, dikkat çekecek ölçüde gürültülü ve kalabalık bir kütüphane.

Concisely

İngilizce Anlamı: In a short way

Türkçe Anlamı: Az ve öz, kısaca

Örnek Cümle
It is important to write the answers concisely in the exams.
Sınavlarda cevapları kısa ve öz olarak yazmak önemlidir.

Memorably

İngilizce Anlamı: In a way that is likely to be remembered

Türkçe Anlamı: Unutulmaz bir şekilde

Örnek Cümle
The book includes memorably funny characters.
Kitapta unutulmaz derecede komik olan karakterler var.

Controversially

İngilizce Anlamı: In a way that is causing disagreement or discussion

Türkçe Anlamı: İhtilaflı bir şekilde

Örnek Cümle
The new regulation was passed controversially.
Yeni düzenleme ihtilaflı bir şekilde kabul edildi.

Absorb

İngilizce Anlamı: To take in liquid, gas, or another substance from the surface or space around something

Türkçe Anlamı: Absorbe etmek, emmek(enerji,gaz,sıvı)

Örnek Cümle
In winter, houses need to have walls that will absorb heat.
Kışın evlerin ısıyı emen duvarları olması gerekiyor.

Emit

İngilizce Anlamı: To send out a beam, noise, smell or gas

Türkçe Anlamı: Atmak, çıkarmak

Örnek Cümle
The pressure cooker emitted a shrill whistle.
Düdüklü tencere tiz bir ıslık sesi çıkardı.

Exchange

İngilizce Anlamı: When you give something to someone and they give you something else

Türkçe Anlamı: Bozdurmak(para), değiş tokuş etmek, alıp vermek

Örnek Cümle
Christians exchange gifts at Christmas.
Hristiyanlar, yılbaşında hediye alıp verirler.

Repulse

İngilizce Anlamı: To push away or refuse something or someone, if something repulses you, it causes you to have a strong feeling of dislike, disapproval or disgust

Türkçe Anlamı: Püskürtmek, itici gelmek

Örnek Cümle
The enemy attack was easily repulsed.
Düşman saldırısı kolayca geri püskürtüldü.

Compel

İngilizce Anlamı: To force someone to do something

Türkçe Anlamı: Mecbur etmek, zorlamak

Örnek Cümle
As a student we were compelled to wear uniforms.
Öğrenci olarak üniforma giymeye mecbur edilmiştik.

Promise

İngilizce Anlamı: To tell someone that you will certainly do something

Türkçe Anlamı: Söz vermek, taahhüt etmek

Örnek Cümle
Promise me that you wont tell lie.
Yalan söylemeyeceğine dair bana söz ver.

Describe

İngilizce Anlamı: To say or write what someone or something is like

Türkçe Anlamı: Betimlemek, tanımlamak, tarif etmek

Örnek Cümle
The police asked her to describe the murder.
Polis, katili tarif etmesini istedi.

Inflict

İngilizce Anlamı: To force someone to experience something very unpleasant

Türkçe Anlamı: Acı vermek, çektirmek, uğratmak

Örnek Cümle
Political problems inflicted serious damage on the economy.
Siyasi sorunlar ekonomiyi ciddi zarara uğrattı.

Indicate

İngilizce Anlamı: To show, point or make clear in another way

Türkçe Anlamı: Belirtmek, göstermek

Örnek Cümle
Research indicates that most of teachers are dissatisfied with their salary.
Araştırma gösteriyor ki öğretmenleri çoğu maaşlarından memnun değil.

Involve

İngilizce Anlamı: To include someone or something in something, or to make them take part in or feel part of it

Türkçe Anlamı: İçermek, kapsamak, katmak

Örnek Cümle
Methods that actively involve students in learning process are more effective.
Öğrencileri öğrenme sürecine aktif olarak katan metotlar daha etkilidir.

Expansion

İngilizce Anlamı: When something increases in size, number or importance

Türkçe Anlamı: Genleşme,genişleme, büyüme

Örnek Cümle
The rapid expansion of cities can cause some problems.
Şehirlerdeki hızlı büyüme bazı sorunlara neden olabilir.

Expression

İngilizce Anlamı: Something you say, write, or do that shows what you think or feel

Türkçe Anlamı: İfade, anlatım

Örnek Cümle
He wrote his father a poem as an expression of his respect and love
Sevgi ve saygısınının bir ifadesi olarak babasına şiir yazdı.

Course

İngilizce Anlamı: A series of lessons in a particular subject

Türkçe Anlamı: İzlenen yol, kurs, rota

Örnek Cümle
I will take an English course in America this summer.
Bu yaz Amerikada İngilizce kursuna gideceğim.

Relapse

İngilizce Anlamı: If someone who is getting better after an illness has a relapse, they become ill again

Türkçe Anlamı: Kötüleşme, nüksetme

Örnek Cümle
She had a relapse and died in a month.
Hastalığı nüksetti ve bir ay içinde öldü.

Vitality

İngilizce Anlamı: Energy and strength

Türkçe Anlamı: Dirilik, canlılık, zindelik

Örnek Cümle
Despite her weak body, Elsie was full of vitality.
Zayıf vücuduna rağmen, Elsie enerji doluydu.

Introverted

İngilizce Anlamı: Someone who is introverted is quiet and shy and does not enjoy being with other people

Türkçe Anlamı: İçe dönük, içine kapanık

Örnek Cümle
Teachers should give special attention to introverted students.
Öğretmenler, içine kapanık öğrencilerle özel olarak ilgilenmeliler.

Self-assertive

İngilizce Anlamı: Very confident about saying what you think or want

Türkçe Anlamı: Kendinden çok emin, kendine çok güvenen

Örnek Cümle
You must be self-assertive to get the job.
Bu işi girebilmek için kendine güveniyor olman lazım.

Reserved

İngilizce Anlamı: Describes people who do not often talk about or show their feelings or thoughts

Türkçe Anlamı: Sessiz, çekingen, içine kapanık

Örnek Cümle
My sister was a shy, reserved girl.
Kız kardeşim utangaç ve içine kapanık bir kızdı.

Self-contained

İngilizce Anlamı: Containing or having everything that is needed within itself

Türkçe Anlamı: Kendi kendine yeten, az konuşan

Örnek Cümle
Our old neighbour is a self-contained man; he has never asked for help.
Yaşlı komşumuz kendi kendine yeten bir adamdı; hiç yardım istemedi.

Submissive

İngilizce Anlamı: Describes someone who allows themselves to be controlled by other people

Türkçe Anlamı: Boyun eğen, itaatkar

Örnek Cümle
In some cultures women are expected to be quiet and submissive.
Bazı kültürlerde kadınların sessiz ve itaatkat olması bekleniyor.

Bu Dersleri Gördünüz mü?

Sınav Kelimeleri Ders 25