Sınav Kelimeleri Ders 35

Sınav Kelimeleri Ders 35
Admission

İngilizce Anlamı: A statement in which you admit that something is true or that you have done something wrong

Türkçe Anlamı: İtiraf, kabul

Örnek Cümle
Silence is often accepted as an admission of guilt.
Suskunluk çoğu zaman suçun itirafı olarak kabul edilir.

Detriment

İngilizce Anlamı: Harm or damage

Türkçe Anlamı: Zarar, hasar

Örnek Cümle
He worked very long hours, to the detriment of his health.
Saatler boyunca çalıştı ve sonunda bu sağlığına zarar verdi.

Exclusion

İngilizce Anlamı: When someone or something is not allowed to take part in an activity or to enter a place

Türkçe Anlamı: Kabul etmeme, dışarda bırakma

Örnek Cümle
Her exclusion from the list of Oscar nominees shocked everyone.
Onun Oscar aday listesinden çıkarılması herkesi şaşkına çevirdi.

Preference

İngilizce Anlamı: When you like something or someone more than another person or thing

Türkçe Anlamı: Tercih, öncelik

Örnek Cümle
Do you have a place preference?
Bir mekan tercihiniz var mı?

Cohesion

İngilizce Anlamı: When the members of a group or society are united

Türkçe Anlamı: Anlam bütünlüğü, tutarlık, ittifak

Örnek Cümle
We need a national cohesion nowadays.
Bu günlerde milli bir ittifaka ihtiyacımız var.

Frequent

İngilizce Anlamı: Happening often; common

Türkçe Anlamı: Yaygın, olağan

Örnek Cümle
A frequent visitor to the US has arrived.
Birleşik Devletlerin olağan konuğu ulaştı.

Uneasy

İngilizce Anlamı: If you are uneasy, you are slightly worried or uncomfortable about a particular situation

Türkçe Anlamı: Huzursuz, rahatsız

Örnek Cümle
I feel a bit uneasy about asking her to do me a favour.
Bana iyilik yapmasını isterken rahatsız oluyorum.

Consecutive

İngilizce Anlamı: Consecutive numbers or periods of time follow one after the other without any interruptions

Türkçe Anlamı: Ardışık, birbirini izleyen, ard arda

Örnek Cümle
It had rained for five consecutive days.
Beş gün ard arda yağmur yağdı.

Comprehensive

İngilizce Anlamı: Complete and including everything that is necessary

Türkçe Anlamı: Kapsamlı, geniş, tam

Örnek Cümle
Is this list comprehensive or are there some books missing?
Bu liste tam mı, yoksa bazı kitaplar eksik mi?

Steady

İngilizce Anlamı: Happening in a smooth, gradual and regular way, not suddenly or unexpectedly

Türkçe Anlamı: Sağlam, istikrarlı

Örnek Cümle
My students are making steady progress.
Öğrencilerim istikrarlı bir gelişim gösteriyorlar.

Completely

İngilizce Anlamı: In every way or as much as possible

Türkçe Anlamı: Tamamen, bütünüyle

Örnek Cümle
Im completely sure.
Tamamen eminim.

Deceptively

İngilizce Anlamı: In a way that makes you believe something that is not true

Türkçe Anlamı: Aldatıcı bir biçimde

Örnek Cümle
The question seemed deceptively simple.
Soru aldatıcı şekilde kolay görünüyordu.

Notably

İngilizce Anlamı: Especially or most importantly

Türkçe Anlamı: Açıkça, bilhassa

Örnek Cümle
Some important doctors, notably Hippocrates, thought that diet was important.
Bazı önemli doktorlar, bilhassa Hipokrat, perhizin önemli olduğunu düşünüyordu.

Voluntarily

İngilizce Anlamı: If you do something voluntarily, you do it willingly, without anyone telling you to do it

Türkçe Anlamı: Gönüllü olarak, isteyerek

Örnek Cümle
I take care of the orphan kids voluntarily at the weekends.
Gönüllü olarak haftasonları yetim çocuklarla ilgileniyorum.

Relatively

İngilizce Anlamı: Quite good/bad/etc. in comparison with other similar things or with what you expect

Türkçe Anlamı: Nispeten, oldukça

Örnek Cümle
There was relatively little argument.
Oldukça az tartışma vardı.

Pursue

İngilizce Anlamı: To follow someone or something, usually to try to catch or kill them

Türkçe Anlamı: Kovalamak, ardına düşmek, takip etmek

Örnek Cümle
The car was pursued by the police.
Araç, polis tarafından takip edildi.

Recognize

İngilizce Anlamı: To know someone or something because you have seen, heard or experienced them before

Türkçe Anlamı: Tanımak, farketmek

Örnek Cümle
I havent seen her for 20 years, but I can recognize her immediately.
Onu 20 yıldır görmüyorum ama hemen tanıyabilirim.

Recreate

İngilizce Anlamı: To make something exist or happen again

Türkçe Anlamı: Canlandırmak, tazelemek, yeniden oluşturmak

Örnek Cümle
They plan to recreate a typical English village in France.
Fransada yeniden tipik bir İngiliz köyü oluşturmayı planlıyorlar.

Determine

İngilizce Anlamı: To find out the facts about something

Türkçe Anlamı: Kararlaştırmak, belirlemek

Örnek Cümle
Police are still trying to determine the cause of the death.
Polis, hala ölüm sebebini belirlemeye çalışıyor.

Reinstate

İngilizce Anlamı: To give someone back their previous job or position, or to cause something to exist again

Türkçe Anlamı: Eski görevine getirmek

Örnek Cümle
A year after being dismissed, he was reinstated in his job.
İşten çıkarıldıktan bir sene sonra, görevine yeniden getirildi.

Coincidence

İngilizce Anlamı: When two things happen at the same time, in the same place, or to the same people in a way that seems surprising or unusual

Türkçe Anlamı: Rastlantı, tesadüf

Örnek Cümle
You chose exactly the same color as us - what a coincidence!
Bizimle aynı rengi seçtin, ne tesadüf!

Correlation

İngilizce Anlamı: A connection between two or more things, often one in which one of them causes or influences the other

Türkçe Anlamı: Korelasyon, münasebet, ilişki

Örnek Cümle
Undoubtedly, theres a correlation between smoking and lung cancer.
Hiç şüphe yok ki; sigara kullanımı ile akciğer kanseri arasında bir ilişki var.

Consideration

İngilizce Anlamı: When you think about something carefully

Türkçe Anlamı: Düşünme, göz önünde tutma

Örnek Cümle
After some consideration, weve decided to sell the car.
Biraz düşünmeden sonra arabayı satmaya karar verdik.

Determination

İngilizce Anlamı: The ability to continue trying to do something, although it is very difficult

Türkçe Anlamı: Azim, kararlılık

Örnek Cümle
My brother shows great determination to learn French.
Kardeşim Fransızca öğrenme konusunda büyük bir azim gösteriyor.

Interpretation

İngilizce Anlamı: An explanation or opinion of what something means

Türkçe Anlamı: Yorum, izah

Örnek Cümle
Its difficult to put an accurate interpretation on the study results.
Araştırma sonuçlarının tam bir izahını yapmak zor.

Bu Dersleri Gördünüz mü?

Sınav Kelimeleri Ders 35