Sınav Kelimeleri Ders 24

Sınav Kelimeleri Ders 24
Regulation

İngilizce Anlamı: An official rule or the act of controlling

Türkçe Anlamı: Düzenleme, kaide, kural

Örnek Cümle
We are waiting for the new health regulations impatiently.
Yeni sağlık düzenlemelerini merakla bekliyoruz.

Method

İngilizce Anlamı: A particular way of doing something

Türkçe Anlamı: Metot, usül, yöntem

Örnek Cümle
Travelling by train is the safest method of transport.
Trenle seyahat en güvenilir ulaşım metotudur.

Provision

İngilizce Anlamı: When something is provided

Türkçe Anlamı: Tedarik etmek, karşılamak

Örnek Cümle
The provision of childcare facilities is vital for the development of the children in the area.
Çocuk bakım imkanlarının tedarik edilmesi bölgedeki çocukların gelişimi için çok önemli.

Law

İngilizce Anlamı: The whole system of rules that people in a particular country or area must obey

Türkçe Anlamı: Kanun, hukuk

Örnek Cümle
In some countries, there are laws against drinking in the parks.
Bazı ülkelerde parklarda içki içmeyi yasaklayan kanunlar var.

Admission

İngilizce Anlamı: A statement in which you admit that something is true or that you have done something wrong

Türkçe Anlamı: İtiraf, kabul

Örnek Cümle
Silence is often accepted as an admission of guilt.
Suskunluk çoğu zaman suçun itirafı olarak kabul edilir.

Retirement

İngilizce Anlamı: When you stop working, usually because of your age

Türkçe Anlamı: Emekliliğe ayrılma

Örnek Cümle
What is the normal retirement age in your country?
Ülkende normal emeklilik yaşı kaç?

Redundancy

İngilizce Anlamı: When something is unnecessary because it is more than is needed

Türkçe Anlamı: Bolluk, işsizlik

Örnek Cümle
The economic downturn has meant lots of redundancies in the Middle-East.
Ekonomik gerileme Orta Doğuda birçok kişinin işsiz kalmasına sebep oldu.

Promotion

İngilizce Anlamı: Activities to advertise something

Türkçe Anlamı: Promosyon, tanıtım, terfi

Örnek Cümle
There was a promotion in the supermarket and they were giving away free bottles of coke.
Markette promosyon vardı ve bedava kola veriyorlardı.

Resignation

İngilizce Anlamı: When someone tells their employer that they are leaving their job

Türkçe Anlamı: İstifa

Örnek Cümle
I will hand in my resignation tomorrow morning.
Yarın sabah istifamı vereceğim.

Vacancy

İngilizce Anlamı: A space or place which is available to be used

Türkçe Anlamı: Boş yer, boşluk

Örnek Cümle
I wanted to book a hotel room in June but there were no vacancies.
Haziranda bir otel odası kiralamak istedim fakat boş yer yoktu.

Discover

İngilizce Anlamı: To find information, a place or an object, especially for the first time

Türkçe Anlamı: Keşfetmek, bulmak

Örnek Cümle
When was America discovered?
Amerika ne zaman keşfedildi?

Complain

İngilizce Anlamı: To say that you are annoyed, not satisfied, or unhappy about something or someone

Türkçe Anlamı: Şikayet etmek, yakınmak

Örnek Cümle
Youre always complaining about your children!
Her zaman çocuklarından şikayetçisin!

Persuade

İngilizce Anlamı: To make someone do or believe something by giving them a good reason to do it or by talking to them and making them believe it

Türkçe Anlamı: İkna etmek, razı etmek

Örnek Cümle
If she doesnt want to go, you cant persuade her.
Eğer gitmek istemiyorsa, onu ikna edemezsin.

Design

İngilizce Anlamı: To make or draw plans for something, for example clothes or buildings

Türkçe Anlamı: Dizayn etmek, tasarlamak

Örnek Cümle
The tower was designed by a well-known architect.
Kule, ünlü bir mimar tarafından tasarlanmış.

Display

İngilizce Anlamı: An arrangement of things for people to look at or buy

Türkçe Anlamı: Sergilemek, sergi

Örnek Cümle
Family photographs were displayed in the saloon.
Aile fotoğrafları salonda sergilendi.

Uniformity

İngilizce Anlamı: The quality of being or looking the same as all other members of a group

Türkçe Anlamı: Birbirine benzerlik, aynılık

Örnek Cümle
There is no uniformity among these methods.
Bu metotlar arasında birbirine benzerlik yok.

Suspicion

İngilizce Anlamı: A belief or idea that something may be true

Türkçe Anlamı: Şüphe, kuşku

Örnek Cümle
She was arrested on suspicion of robber.
Hırsızlık şüphesiyle tutuklandı.

Collaboration

İngilizce Anlamı: When two or more people work together to create or achieve the same thing

Türkçe Anlamı: İşbirliği, uyum

Örnek Cümle
The two engineers worked in close collaboration on the building.
İki mühendis bina inşasında işbirliği içinde çalıştılar.

Discretion

İngilizce Anlamı: The ability to behave without causing embarrassment or attracting too much attention, especially by keeping information secret, the right or ability to decide something

Türkçe Anlamı: Ağzı sıkılık, akıllılık, takdir hakkı

Örnek Cümle
Girls can be jailed at the discretion of the judge.
Kızlar, hakimin takdirine göre hapse atılabilirler.

Productivity

İngilizce Anlamı: The rate at which goods are produced, and the amount produced, especially in relation to the work, time, and money needed to produce them

Türkçe Anlamı: İş verimi, üretkenlik

Örnek Cümle
Productivity in the steel industry improved by 7% last year.
Çelik sanayisinin verimliliği geçen yıl %7 arttı.

Considerate

İngilizce Anlamı: Kind and helpful

Türkçe Anlamı: Düşünceli, hürmetkar, kibar

Örnek Cümle
It was very considerate of you to wait for me.
Beni beklemen büyük bir kibarlık.

Predictable

İngilizce Anlamı: Something which is predictable happens in a way or at a time which you know about before it happens

Türkçe Anlamı: Öngörülebilir, tahmin edilebilir

Örnek Cümle
Earthquakes occur at predictable times.
Depremler tahmin edilen zamanlarda olur.

Decisive

İngilizce Anlamı: Able to make decisions quickly and confidently, or showing this quality

Türkçe Anlamı: Karalı, azimli

Örnek Cümle
His decisive reply made us think twice.
Verdiği kararlı cevap bizi iki kez düşündürttü.

Compatible

İngilizce Anlamı: Able to exist, live together, or work successfully with something or someone else

Türkçe Anlamı: Uyumlu, uyuşabilir

Örnek Cümle
It was when we got married that we found we just werent compatible.
Uyumlu olmadığımızı evlenince farkettik.

Provocative

İngilizce Anlamı: Provocative behaviour, remarks etc are intended to make people angry or upset, or to cause a lot of discussion

Türkçe Anlamı: Kışkırtıcı, provokatif

Örnek Cümle
She refused to answer such a provocative question.
Öylesine provokatif bir soruya cevap vermeyi reddetti.

Bu Dersleri Gördünüz mü?

Sınav Kelimeleri Ders 24