Sınav Kelimeleri Ders 27

Sınav Kelimeleri Ders 27
Significantly

İngilizce Anlamı: In an important way or to an important degree

Türkçe Anlamı: Önemli ölçüde

Örnek Cümle
My guitar playing has improved significantly since Ive had a new teacher.
Yeni bir hocayla çalışmaya başladığımdan beri gitar çalışım önemli ölçüde gelişti.

Alternatively

İngilizce Anlamı: Used to suggest another possibility

Türkçe Anlamı: Alternatif olarak

Örnek Cümle
We can go to the Chinese restaurant, or alternatively, we can try that new Italian place.
Çin restoranına gidebiliriz, ya da alternatif olarak, yeni İtalyan mekanını deneyebiliriz.

Suspiciously

İngilizce Anlamı: In a way that makes you think that something is wrong

Türkçe Anlamı: Kuşkuyla, şüpheyle

Örnek Cümle
John looked at his sister suspiciously.
John, kardeşine şüpheyle baktı.

Persuasively

İngilizce Anlamı: In a way that make you want to do or believe a particular thing

Türkçe Anlamı: İkna edici şekilde

Örnek Cümle
He had talked to me so persuasively that I accepted everything.
Benle o kadar ikna edici şekilde konuştu ki herşeyi kabul ettim.

Conditionally

İngilizce Anlamı: In a way that something depends on something else

Türkçe Anlamı: Şartlı olarak, yerine göre

Örnek Cümle
He accepted to come conditionally.
Gelmeyi şartlı olarak kabul etti.

With a view to

İngilizce Anlamı: With the aim of doing something

Türkçe Anlamı: Amacıyla, maksadıyla

Örnek Cümle
These measures have been taken with a view to protecting children.
Bu önlemler çocukları koruma maksadıyla alınmıştır.

In excess of

İngilizce Anlamı: Greater than, more than

Türkçe Anlamı: Aşmak, fazla olmak

Örnek Cümle
 His book sold in excess of a ten thousand copies .
Kitabı onbinden fazla sattı.

In need of

İngilizce Anlamı: Not having enough money or food

Türkçe Anlamı: Gereğinde, ihtiyacında

Örnek Cümle
I hope that the money goes to those who are most in need.
Paranın en çok ihtiyacı olana gitmesini ümit ediyorum.

In addition (to)

İngilizce Anlamı: As well (as)

Türkçe Anlamı: …A ek olarak

Örnek Cümle
In addition to his flat, he has a villa and garden.
Bu daireye ek olarak bir villası ve bir bahçesi var.

With regard to

İngilizce Anlamı: In connection with

Türkçe Anlamı: Açısından, -e dair, -e binaen

Örnek Cümle
I am writing to you with regard to your last letter.
Son mektubuna binaen yazıyorum.

In comparison with

İngilizce Anlamı: When we compare two things

Türkçe Anlamı: Kıyasla, -e göre

Örnek Cümle
In comparison with the British, the French eat far more fish.
İngilizlere kıyasla Fransızlar çok daha fazla balık yiyor.

In the case of

İngilizce Anlamı: With reference to someone or something, or in the situation of something

Türkçe Anlamı: Durumuda, halinde

Örnek Cümle
The law will apply equally to all employees except in the case of maternity leave.
Yasa hamilelik izni durumu dışında tüm çalışanlara eşit olarak uygulanacak.

Owing to

İngilizce Anlamı: Because of something

Türkçe Anlamı: ..den dolayı

Örnek Cümle
The concert has been cancelled owing to heavy rain.
Konser, aşırı yağmurdan dolayı iptal oldu.

In opposition to

İngilizce Anlamı: Being strongly disagree

Türkçe Anlamı: Aksine, -e karşı olarak

Örnek Cümle
The unions are in opposition to the government over the issue of paid education.
Sendikalar ücretli eğitim konusunda hükümete karşı duruyorlar.

Deceit

İngilizce Anlamı: (an act of) Keeping the truth hidden, especially to get an advantage

Türkçe Anlamı: Hilekarlık, dolandırıcılık

Örnek Cümle
When the magazines published the full story, all his deceits were revealed.
Dergiler olayın tamamını yayınlayınca, daha önce yaptığı dolandırıcılıklar da gün yüzüne çıktı.

Obligation

İngilizce Anlamı: A moral or legal duty to do something

Türkçe Anlamı: Mecburiyet, yükümlülük

Örnek Cümle
All rich people have a moral obligation to help the poor.
Bütün zenginlerin fakirlere yardım etmek gibi bir ahlaki yükümlülükleri vardır.

Alteration

İngilizce Anlamı: A change, usually a slight change, in the appearance, character or structure of something

Türkçe Anlamı: Değişim, başkalaşım

Örnek Cümle
If you make alterations to the Windows setup, you must save the new settings before closing.
Windows ayarlarında değişiklik yaparsan, kapatmadan önce yeni ayarları kaydetmen gerekiyor.

Disturbance

İngilizce Anlamı: Something that interrupts someone or makes them feel worried

Türkçe Anlamı: Kargaşa, rahatsız etme

Örnek Cümle
Residents are fed up with the disturbance caused by the crowd.
Bölge sakinleri kalabalığın verdiği rahatsızlıktan bıkmışlardı.

Concern

İngilizce Anlamı: To cause worry to someone

Türkçe Anlamı: İlgilendirmek, kaygılandırmak

Örnek Cümle
My fathers illness concerns us greatly .
Babamın hastalığı bizi çok üzüyor.

Exceptionally

İngilizce Anlamı: Extremely

Türkçe Anlamı: Fevkalade, olağanüstü

Örnek Cümle
He can draw exceptionally fine portraits.
Fevkalade güzel portreler çizebiliyor.

Sensitively

İngilizce Anlamı: In a sensitive way

Türkçe Anlamı: Duyarlı bir şekilde, hassasiyetle

Örnek Cümle
This situation needs to be handled sensitively.
Bu konunun hassasiyetle ele alınması gerekiyor.

Preferably

İngilizce Anlamı: If possible

Türkçe Anlamı: Tercihen

Örnek Cümle
Students must take two years of a foreign language, preferably English.
Öğrenciler, tercihen İngilizce olarak, iki yıllık yabancı dil kursu almalılar.

Impulsively

İngilizce Anlamı: Without considering the possible dangers or problems

Türkçe Anlamı: Birdenbire, düşüncesizce

Örnek Cümle
I said "Okay" impulsively.
Düşünmeden tamam dedim.

Impartially

İngilizce Anlamı: Fairly

Türkçe Anlamı: Adil bir şekilde, tarafsızca

Örnek Cümle
Aids must be distributed impartially.
Yardımlar adil olarak dağıtılmalı.

Bu Dersleri Gördünüz mü?

Sınav Kelimeleri Ders 27