Phrasal Verbs (Genel Açıklama)

Phrasal Verbs (Genel Açıklama)

Phrasal verbs çoğunlukla bir edat ve birden daha fazla sözcük veya sözcük grubunun bir araya gelmesinden oluşan eylemlerdir.

Phrasal verbs Türkçe'de “Fiili Deyim” olarak kullanılmaktadır. “Fiil + edat” veya “fiil+ zarf” birleşimiyle oluşan bu yapılar, "fiil tamlaması" olarak da tanımlanabilir. Daha basit bir dille açıklayacak olursak, şöyle de söyleyebiliriz;

İngilizce'de iki tane farklı kelime bir araya gelip yeni bir kalıp (phrasal verb) oluştururlar. Ve oluşan bu yeni kalıbın anlamı, kullanılan kelimelerden farklı olur. 

 

Bu duruma örnek vermek gerekirse;

run: koşmak 
into: içine doğru
run into: tesadüfen birisiyle karşılaşmak

run: koşmak
out of: dışarıya doğru
run out of: bitmek, tükenmek

run: koşmak
over: üzerinden
run over; çiğnemek, ezmek

Phrasal verb’ler İngilizce konuşma dilinde çok sık kullanılır ve bu yüzden mutlaka iyi öğrenilmesi gerekmektedir. 


Phrasal verbs hem geçişsiz hem de geçişli fiil olarak kullanılabilir.


► Intransitive (Geçişsiz) Phrasal Verbs

Bunlar cümlede bir nesneye ihtiyaç duymadan kullanılabilirler.

Examples;

- The children were sitting around, doing nothing  (Çocuklar hiçbir şey yapmıyorlar, öylece oturuyorlardı.)

- The witness finally broke down on the stand.  (Tanık sonunda durumu değiştirdi)


 Transitive (Geçişli) Phrasal Verbs

Geçişli olan phrasal verb'ler cümlede mutlaka bir nesneyle birlikte kullanılırlar. 

Examples;

- Our boss called off the meeting.  (Patronumuz toplantıyı erteledi)

- She looked up her old boyfriend.  (Eski erkek arkadaşını aradı.)


► Farklı Anlamlara Sahip Olma

Phrasal verbs'ler ile ilgili yaşanan problem, öncelikle anlamlarındaki belirsizliktir ve phrasal verbs'ler çoğunlukla birkaç farklı anlamı ifade ederler. Bu tür durumlarda phrasal verbs'ün anlamını, cümledeki gelişine göre çıkarmak gerekebilir. Mesela "make out" hem "bir şeyin farkına varmak veya görmek" hem de "oynaşmak" anlamına gelmektedir. Bu durumda anlamı cümledeki kullanımına göre değişmektedir. 

Bazı durumlarda da fiil bir edatla birleşir ama phrasal verbs olmaz. 

- If someone chooses to turn up the street (Eğer biri caddeden yukarı doğru gitmeyi tercih ederse)

Yukarıdaki örnekte kullanılan "Turn up" bir edat ile bir fiilin birleşmesidir ama bir phrasal verb değildir. Yani gerçek anlamında kullanılmışlardır.

Ama aşağıdaki örnekte "turn up" phrasal verb olarak kullanılmakta ve tamamen farklı anlamlar vermektedir.

- If your neighbors unexpectedly turn up (appear) at a party or your brother turns up his radio,
( Eğer komşularınız beklenmedik bir anda bir partiye gelirse veya erkek kardeşiniz radyonun sesini yükseltirse)


► Bitişik yazılan ve ayrılabilen Phrasal Verbs

Phrasal Verbs'ü oluşturan fiil, edat veya sözcük grupları her zaman yan yana yazılmazlar.

"Fill this out," (Bunu doldurun) diyebiliriz ya da

"Fill out this form." diyebiliriz. Her ikisi de doğrudur.

► What is a phrasal verb?

A phrasal verb is a combination of a verb and preposition, a verb and an adverb, or a verb with both an adverb and a preposition.

A phrasal verb has a different meaning from the original verb. So in order to find out the meaning, you should either guess the meaning from the context or look it up in a dictionary. 

Phrasal verbs are generally used in spoken English in an informal way. It makes the language more informal and fluent in terms of spoken English. 


► Use of Phrasal Verbs 

Most of the verbs in English language can be combined with an adverb or a preposition. When the phrasal verb used in a literal sense with a preposition, it is easy to guess the meaning. 

- He walked along the road slowly.
- The little girl opened the door and looked outside anxiously.
- We looked up and saw a strange thing up in the sky. 


In these examples, verb and adverb constructions also easy to understand because they are used literally. An adverb in a literal phrasal verb modifies the verb it is attached to, and a preposition links the subject to the verb.


► Idiomatic Use of Phrasal Verbs 

The idiomatic application of phrasal verbs in spoken English makes them important for a strong and fluent communication. 

- We believe you will get over your illness soon.

(The literal meaning of “to get over”,is “to climb over something to get to the other side”. But this meaning is not relevant here. In this sentence "get over" means "recover from" or "feel better".)


► Transitive and intransitive phrasal verbs

Phrasal verbs can be divided into two categories as transitive and intransitive phrasal verbs like normal verbs A transitive verb always has an object.

- He walked along the road.

("Along" in this sentence is the preposition to "the road".)

An intransitive verb does not have an object.

- We looked up and saw a strange thing up in the sky. 

("Up" in this sentence is an adverb, and does not have an object.)


► Seperable and inseperable phrasal verbs

Phrasal verbs are also divided into two different forms as separable and inseparable. In inseparable verbs, the object comes after the particle.

- I got on the bus.
- I wake up early in the morning. 

Separable verbs have several ways of separating verb, particle and object. Usually, the object comes between verb and particle.

- You can look up the word in your dictionary.
- You can look it up in your dictionary. 

With some separable verbs, the object can come before or after the particle.

- Turn off the TV, please. I am doing my homework.
- Turn the TV off, please. I am doing my homework. 

In English language, there is not a certain rule to make it easy undersand whether they are seperable, inseperable, transitive or intransitive. You should learn them or feel the correct usage. 


Look at the examples of phrasal verbs with "look" above. They all have different meanings and it is not possible to understand the meaning from the context in most cases. So, you should study and learn them. You need it for a powerful speech and writing ability. 

look after He often looks after his baby sister. (to take care of sb/sth)
look back My dad likes to look back on his childhood. (to think about sth in the past)
look downThey look down on her because she comes from a poor family. (to think that sb is not as good as others)
look for I'm looking for my keys. (to try to find sb/sth)
look forward to She always looks forward to meeting with school friends. (to be excited about something)
look in Could you look in on your grandmother when you are in village? (to make a short visit)
look out (for) Look out for some juice while you are in the supermarket. (to try to spot sb/sth)
look over Could you look over my project, please? (to review sth )
look upYou should look up the word in a dictionary. (to look for information)

Bu Dersleri Gördünüz mü?

İngilizce eğitimi alanında Türkiye’nin en zengin kaynağını sunan dersimizingilizce.com, İngilizce öğrenen ve öğreten binlerce kişiye hizmet sunuyor. Sitede Türkçe anlatımlı gramer konuları, her konudan sonra onlarca quiz ve sınav, her seviyeden aktiviteli okuma parçaları, dinleme aktiviteleri, yazma aktiviteleri, YDS, KPDS, LGS, TOEFL ve TOEIC gibi sınavlara hazırlık ve deneme sınavları, dünyanın en etkili kelime öğrenme sistemi olan wordpower ile her seviyeden kelime öğrenme programı, sınavlara hazırlananlar için sınav kelimeleri öğrenim programı, İngilizce kurslar, online eğitim ile ilgili makaleler, yurt dışı eğitim bilgileri sunuyor. Sitede ayrıca öğrenciler için İngilizce ödevler ve yardımcı kaynaklar var.