Sınav Kelimeleri Ders 13

Sınav Kelimeleri Ders 13
Blatantly

İngilizce Anlamı: In an obvious and intentional way

Türkçe Anlamı: Bariz, aşikar şekilde

Örnek Cümle
It is blatantly obvious that he is telling a lie.
Yalan söylediği bariz olarak belli idi.

Randomly

İngilizce Anlamı: Happening or chosen without any definite plan, aim, or pattern

Türkçe Anlamı: Rastgele, gelişigüzel

Örnek Cümle
The books were randomly arranged in the box.
Kitaplar kutunun için rastgele dizilmişti.

Reasonably

İngilizce Anlamı: Using good judgment

Türkçe Anlamı: Makul şekilde

Örnek Cümle
Stop crying and lets discuss this reasonably!
Ağlamayı bırak ve şunu makul bir şekilde tartışalım!

Tightly

İngilizce Anlamı: Firmly or closely

Türkçe Anlamı: Sıkıca

Örnek Cümle
The baby was dressed tightly.
Bebek sıkıca giydirilmişti.

Acutely

İngilizce Anlamı: Feeling or noticing something very strongly

Türkçe Anlamı: Güçlü bir şekilde, şiddetle

Örnek Cümle
People are becoming acutely aware that they should save the world.
İnsanlar dünyayı korumaları gerektiğinin farkına güçlü bir şekilde varıyorlar.

Redundancy

İngilizce Anlamı: When something is unnecessary because it is more than is needed

Türkçe Anlamı: Bolluk, işsizlik

Örnek Cümle
The economic downturn has meant lots of redundancies in the Middle-East.
Ekonomik gerileme Orta Doğuda birçok kişinin işsiz kalmasına sebep oldu.

improvement

İngilizce Anlamı: when something gets better or when you make it better

Türkçe Anlamı: Gelişme, geliştirme, ilerleme

Örnek Cümle
Theres been a big improvement in the my sons behaviour.
Oğlumun davranışlarında büyük bir gelişme var.

Profit

İngilizce Anlamı: Money which is earned in trade or business, especially after paying the costs of producing and selling goods and services

Türkçe Anlamı: Yarar, kar

Örnek Cümle
She makes a big profit from selling waste material to companies.
Şirketlere atık madde satarak büyük kar yapıyor.

Distinction

İngilizce Anlamı: A clear difference or separation between two similar things

Türkçe Anlamı: Ayırım, farklılık

Örnek Cümle
There is a clear distinction between languages spoken in the country.
Ülkede konuşulan diller arasında açık bir ayırım var.

Deficit

İngilizce Anlamı: The difference between the amount of something that you have and the higher amount that you need

Türkçe Anlamı: Hesap açığı, eksiklik

Örnek Cümle
The UKs deficit in manufactured goods fell slightly in the last five months.
İngilterenin sanayi ürünlerindeki açığı son beş aydır az miktarda düşüyor.

Commit

İngilizce Anlamı: To do something illegal or something that is considered wrong

Türkçe Anlamı: İşlemek, kalkışmak

Örnek Cümle
He would be sent to prison for a crime that he hadnt commited.
İşlemediği bir suç yüzünden hapse girecekti.

Imply

İngilizce Anlamı: To suggest that something is true, without saying this directly

Türkçe Anlamı: İma etmek, kastetmek

Örnek Cümle
Are you implying that Im short?
Kısa olduğumu mu ima ediyorsun?

Incur

İngilizce Anlamı: To experience something, usually something unpleasant, as a result of actions you have taken

Türkçe Anlamı: …Den kaynaklanmak, maruz kalmak

Örnek Cümle
The speech has incurred the anger of the crowd.
Konuşma, kalabalığın öfkesine maruz kaldı.

Evolve

İngilizce Anlamı: To develop gradually, or to cause something or someone to develop gradually

Türkçe Anlamı: Yavaş yavaş gelişmek

Örnek Cümle
Animals have evolved camouflage to protect themselves from others.
Hayvanlar, kendilerini diğerlerinden korumak için kamuflaj geliştirmişlerdir.

Invoke

İngilizce Anlamı: To request or use a power outside yourself, especially a law or a god, to help you when you want to improve a situation

Türkçe Anlamı: Yalvarmak, talep etmek

Örnek Cümle
Their sacred ritual is performed to invoke ancient gods.
Kutsal rituallerini eski tanrılara yalvarmak için yapıyorlar.

Obliged

İngilizce Anlamı: To be or feel, etc. forced to do something or that you must do something

Türkçe Anlamı: Mecbur, zorunlu

Örnek Cümle
Doctors are legally obliged to take some precautions.
Doktorlar, yasal olarak bazı önlemler almak mecburiyetindedir.

Blamed

İngilizce Anlamı: To say or think that someone or something did something wrong or is responsible for something bad happening

Türkçe Anlamı: Suçlanan

Örnek Cümle
I felt blamed when everyone looked at me.
Herkes bana bakınca kendimi suçlanmış hissettim.

Consumed

İngilizce Anlamı: Used time, energy, goods

Türkçe Anlamı: Harcanmış, tükenmiş

Örnek Cümle
Less fuel is consumed by a smaller vehicle.
Daha az yakıt daha küçük araç tarafından tüketilir.

Omitted

İngilizce Anlamı: Something that fails to include or do something

Türkçe Anlamı: Çıkarılan, dahil edilmemiş

Örnek Cümle
She was omitted from the list of passengers.
Yolcu listesinden çıkarılmıştı.

Rewarded

İngilizce Anlamı: Someone who is given a reward

Türkçe Anlamı: Ödüllendirilmiş

Örnek Cümle
All his hard work was rewarded.
Yaptığı zor çalışmaların hepsi ödüllendirildi.

Subsequent

İngilizce Anlamı: Happening after something else

Türkçe Anlamı: İzleyen, gelecek, sonraki

Örnek Cümle
Please read subsequent pages of the book.
Lütfen kitabın sonraki sayfalarını okuyun.

Conclusive

İngilizce Anlamı: Proving that something is true, or ending any doubt

Türkçe Anlamı: İnandırıcı, kesin

Örnek Cümle
They had conclusive proof of her innocence.
Masum olduğuna dair inandırıcı kanıtları vardı.

Adamant

İngilizce Anlamı: Impossible to persuade, or unwilling to change an opinion or decision

Türkçe Anlamı: Dik başlı, sert, kararlı

Örnek Cümle
She begged me to think again, but I remained adamant.
Birdaha düşünmem için bana yalvardı ama kararlı durdum.

Earnest

İngilizce Anlamı: Serious or determined, especially too serious and unable to find your own actions funny

Türkçe Anlamı: Ağırbaşlı, ciddi

Örnek Cümle
She was a very earnest young lady.
Çok ağırbaşlı bir genç kızdı.

Consecutive

İngilizce Anlamı: Consecutive numbers or periods of time follow one after the other without any interruptions

Türkçe Anlamı: Ardışık, birbirini izleyen, ard arda

Örnek Cümle
It had rained for five consecutive days.
Beş gün ard arda yağmur yağdı.

Bu Dersleri Gördünüz mü?

Sınav Kelimeleri Ders 13