Sınav Kelimeleri Ders 40

Sınav Kelimeleri Ders 40
Crucial

İngilizce Anlamı: Extremely important or necessary

Türkçe Anlamı: Çok önemli, elzem

Örnek Cümle
Her participation has been crucial to the projects success.
Onun katılımı projenin başarısı için çok önemli.

Inevitable

İngilizce Anlamı: Certain to happen and unable to be avoided or prevented

Türkçe Anlamı: Kaçınılmaz

Örnek Cümle
The accident was the inevitable result of speed.
Hızın kaçınılmaz sonucu kaza idi.

Vulnerable

İngilizce Anlamı: Able to be easily physically, emotionally, or mentally hurt, influenced or attacked

Türkçe Anlamı: Kolay incinir, hassas

Örnek Cümle
He took advantage of me when I was at my most vulnerable.
En hassas olduğum zaman benden faydalandı.

Bearable

İngilizce Anlamı: If an unpleasant situation is bearable, you can accept or deal with it

Türkçe Anlamı: Tahammül edilir, dayanılır

Örnek Cümle
Only the children make life bearable.
Sadece çocuklar hayatı dayanılır kılıyor.

Permanent

İngilizce Anlamı: Lasting for a long time or forever

Türkçe Anlamı: Daimi, kalıcı

Örnek Cümle
She is looking for a permanent job.
Kalıcı bir iş arıyor.

Randomly

İngilizce Anlamı: Happening or chosen without any definite plan, aim, or pattern

Türkçe Anlamı: Rastgele, gelişigüzel

Örnek Cümle
The books were randomly arranged in the box.
Kitaplar kutunun için rastgele dizilmişti.

Previously

İngilizce Anlamı: Before the present time or the time referred to

Türkçe Anlamı: Önceden, evvelden

Örnek Cümle
She was previously employed as a teacher.
Önceden öğretmenlik yapıyordu.

Necessarily

İngilizce Anlamı: Used in negatives to mean in every case or therefore

Türkçe Anlamı: İster istemez, mutlaka, muhakkak

Örnek Cümle
The fact that something is expensive doesnt necessarily mean its of high quality.
Birşeyin pahalı olması muhakkak yüksek kaliteli olduğu anlamına gelmez.

Excessively

İngilizce Anlamı: Too much

Türkçe Anlamı: Aşırı, son derece

Örnek Cümle
We pay excessively high taxes in our country.
Ülkemizde aşırı miktarda vergi ödüyoruz.

Extremely

İngilizce Anlamı: To a very great degree

Türkçe Anlamı: Aşırı, çok

Örnek Cümle
Earthquakes are extremely difficult to survive.
Depremde hayatta kalmak çok zordur.

Produce

İngilizce Anlamı: To make something or bring something into existence

Türkçe Anlamı: Üretmek, imal etmek

Örnek Cümle
How many cars can a factory produce per hour?
Bir fabrika saatte kaç araba üretebilir?

Accelerate

İngilizce Anlamı: If a process accelerates or if something accelerates it, it happens faster than usual or sooner than you expect

Türkçe Anlamı: Hızlandırmak, hızlanmak, ivme kazandırmak

Örnek Cümle
I accelerated to overtake the slow car.
Yavaş arabayı sollamak için hızlandım.

Disrupt

İngilizce Anlamı: To prevent something from continuing in its usual way by causing problems

Türkçe Anlamı: Aksatmak, sekteye uğratmak

Örnek Cümle
A heavy fall of rain had disrupted the citys transport system.
Ağır yağmur, şehrin taşımacılık sistemini sekteye uğrattı.

Release

İngilizce Anlamı: To give freedom or free movement to someone or something

Türkçe Anlamı: Piyasaya sürmek, salıvermek

Örnek Cümle
Police arrested the robbers but they were later released.
Polis hırsızları yakaladı fakat daha sonra salıverildiler.

Join

İngilizce Anlamı: To connect or fasten things together, to get involved in an activity or journey with another person or group

Türkçe Anlamı: Birleştirmek, katılmak

Örnek Cümle
I dont have time for a play now, but Ill join you later.
Şimdi oyun için zamanım yok ama size daha sonra katılacağım.

Consideration

İngilizce Anlamı: When you think about something carefully

Türkçe Anlamı: Düşünme, göz önünde tutma

Örnek Cümle
After some consideration, weve decided to sell the car.
Biraz düşünmeden sonra arabayı satmaya karar verdik.

Conclusion

İngilizce Anlamı: The final part of something

Türkçe Anlamı: Sonuç, nihayet

Örnek Cümle
I found the conclusion of the film rather absurd.
Filmin sonunu çok saçma buldum.

Attentiveness

İngilizce Anlamı: The situation in which you are listening to or watching someone carefully because you are interested

Türkçe Anlamı: Dikkatlilik

Örnek Cümle
Attentiveness is very important for students success.
Dikkatlilik öğrencilerin başarısı için çok önemlidir.

Examination

İngilizce Anlamı: When someone looks at or considers something carefully in order to discover something

Türkçe Anlamı: İnceleme, muayene

Örnek Cümle
The examination results will be announced tomorrow.
İnceleme sonuçları yarın açıklanacak.

Regulation

İngilizce Anlamı: An official rule or the act of controlling

Türkçe Anlamı: Düzenleme, kaide, kural

Örnek Cümle
We are waiting for the new health regulations impatiently.
Yeni sağlık düzenlemelerini merakla bekliyoruz.

Hostile

İngilizce Anlamı: Unfriendly and not liking or agreeing with something

Türkçe Anlamı: Hasım, düşmanca, saldırgan

Örnek Cümle
A hostile crowd was approaching to the building.
Saldırgan kalabalık binaya doğru yaklaşıyordu.

Substantial

İngilizce Anlamı: Large in size, value or importance

Türkçe Anlamı: Miktarda/sayıca azımsanmayacak, önemli

Örnek Cümle
He inherited a substantial fortune from her grandfather.
Büyükbabasından azımsanmayacak bir mirasa kondu.

Severe

İngilizce Anlamı: Causing very great pain, difficulty, worry, damage, etc; very serious

Türkçe Anlamı: Sert, şiddetli

Örnek Cümle
I have had a severe toothache for two days.
İki gündür şiddetli bir diş ağrısı çekiyorum.

Reversible

İngilizce Anlamı: If something is reversible, it can be changed back to what it was before.

Türkçe Anlamı: Çevrilebilir, bozulabilir(karar), tersi de kullanılabilir

Örnek Cümle
I need a reversible raincoat for rainy days.
Yağmurlu günlerde tersi de kullanılabilen yağmurluğa ihtiyacım oluyor.

Bu Dersleri Gördünüz mü?

Sınav Kelimeleri Ders 40