Sınav Kelimeleri Ders 17

Sınav Kelimeleri Ders 17
Crucial

İngilizce Anlamı: Extremely important or necessary

Türkçe Anlamı: Çok önemli, elzem

Örnek Cümle
Her participation has been crucial to the projects success.
Onun katılımı projenin başarısı için çok önemli.

Inexpensive

İngilizce Anlamı: Not costing a lot of money

Türkçe Anlamı: Ucuz, pahalı olmayan

Örnek Cümle
Its an inexpensive car.
Bu, ucuz bir araba.

Adamant

İngilizce Anlamı: Impossible to persuade, or unwilling to change an opinion or decision

Türkçe Anlamı: Dik başlı, sert, kararlı

Örnek Cümle
She begged me to think again, but I remained adamant.
Birdaha düşünmem için bana yalvardı ama kararlı durdum.

Subversive

İngilizce Anlamı: Trying to destroy or damage something, especially an established political system

Türkçe Anlamı: Huzur bozucu, yıkıcı

Örnek Cümle
We should fight against subversive groups in society.
Toplumdaki yıkıcı gruplarla mücadele etmeliyiz.

Subsequent

İngilizce Anlamı: Happening after something else

Türkçe Anlamı: İzleyen, gelecek, sonraki

Örnek Cümle
Please read subsequent pages of the book.
Lütfen kitabın sonraki sayfalarını okuyun.

Diagnosis

İngilizce Anlamı: The process of discovering exactly what is wrong with someone or something, by examining them closely

Türkçe Anlamı: Tanı, teşhis

Örnek Cümle
The patients diagnosis was rheumatoid arthiritis.
Hastanın teşhisi romatoid artirit idi.

Disease

İngilizce Anlamı: Illness of people, animals, plants, etc., caused by infection or a failure of health rather than by an accident

Türkçe Anlamı: Hastalık

Örnek Cümle
She suffers from a disease of the heart.
Kalp hastalığı sıkıntısı çekiyor.

Fury

İngilizce Anlamı: Extreme anger

Türkçe Anlamı: Kızgınlık, hiddet, sinir

Örnek Cümle
She was shaking with fury when she came back.
Geri geldiğinde sinirden titriyordu.

Patient

İngilizce Anlamı: A person who is receiving medical care, or who is cared for by a particular doctor or dentist when necessary

Türkçe Anlamı: Hasta, sabırlı

Örnek Cümle
Im a patient of Dr Stephens, can I see her?
Ben Dr. Stephensın hastasıyım, onu görebilir miyim?

Recovery

İngilizce Anlamı: The process of getting back something lost, especially health, ability, possessions, etc

Türkçe Anlamı: İyileşme, kurtulma

Örnek Cümle
His family expects him to make a full recovery.
Ailesi tamamen iyileşmesini umuyor.

Spill

İngilizce Anlamı: An amount of something which has come out of a container

Türkçe Anlamı: Tanker sızınstısı

Örnek Cümle
Drivers should be careful about a fuel spill on the road.
Sürücüler yoldaki yakıt sızıntısına dikkat etmeliler.

Cost

İngilizce Anlamı: The amount of money needed to buy, do or make something

Türkçe Anlamı: Maliyet, masraf

Örnek Cümle
We must pay attention to the cost of accommodation also.
Konaklama masrafını da dikkate almalıyız.

Repair

İngilizce Anlamı: When something is done to fix something that is broken or damaged

Türkçe Anlamı: Tamir, onarım

Örnek Cümle
The old tower is in need of repair.
Eski kulenin bir onarıma ihtiyacı var.

Drill

İngilizce Anlamı: A tool or machine which makes holes

Türkçe Anlamı: Matkap, delgi

Örnek Cümle
We need an electric drill to fix the table.
Masayı tamir etmek için elektrikli matkaba ihtiyacımız var.

Crew

İngilizce Anlamı: All the people who work on a ship or plane

Türkçe Anlamı: Mürettebat, personel

Örnek Cümle
The helicopter carries a crew of seven.
Helikopter yedi kişilik mürettebatı taşıyor.

Tempt

İngilizce Anlamı: To make someone want to have or do something, especially something that is unnecessary or wrong

Türkçe Anlamı: Akıl çelmek, ayartmak, kandırmak

Örnek Cümle
It would take a lot of money to tempt me to quit smoking.
Sigarayı bırakmam için beni kandırmak çok pahalıya mal olur.

Undermine

İngilizce Anlamı: To make someone less confident, less powerful or less likely to succeed, or to make something weaker, often gradually

Türkçe Anlamı: Baltalamak, kuyusunu kazmak, zayıflatmak

Örnek Cümle
They undermine their own leader.
Kendi liderlerinin kuyusunu kazıyorlar.

Perpetrate

İngilizce Anlamı: To commit a crime, or a violent or harmful act

Türkçe Anlamı: Suç işlemek

Örnek Cümle
Who could have perpetrated that crime?
Bu suçu kim işlemiş olabilir ki?

Run

İngilizce Anlamı: To move very quickly, by moving your legs more quickly than when you walk, to organize or be in charge of an activity, business, organization, or country

Türkçe Anlamı: Koşmak, çalıştırmak

Örnek Cümle
I can run a mile in 10 minutes.
Bir mili 10 dakikada koşabilirim.

Deem

İngilizce Anlamı: To consider or judge something in a particular way

Türkçe Anlamı: Addetmek, farzetmek, hükmetmek

Örnek Cümle
They deemed that he was no longer capable of managing the company.
Artık şirketi yönetemeyeceğine hükmettiler.

Match

İngilizce Anlamı: If two colours, designs or objects match, they are similar or look attractive together

Türkçe Anlamı: Eşleştirmek

Örnek Cümle
The teacher said: "Now, match the words with their definitions."
Öğretmen; "Şimdi, kelimeleri anlamlarıyla eşleştirin." dedi.

Elaborate

İngilizce Anlamı: To give more details or new information about 

Türkçe Anlamı: Üzerinde dikkatle durmak, ayrıntıya girmek

Örnek Cümle
He said he had new information, but refused to elaborate any further.
Elinde yeni bilgiler olduğunu söyledi fakat ayrıtıya girmeyi reddetti.

Comply

İngilizce Anlamı: To act according to an order, set of rules or request

Türkçe Anlamı: Boyun eğmek, itaat etmek

Örnek Cümle
He was warned but he refused to comply.
Uyarıldı fakat itaat etmedi.

Resume

İngilizce Anlamı: If an activity resumes, or if you resume it, it starts again after a pause

Türkçe Anlamı: Sürdürmek, yeniden başlatmak

Örnek Cümle
He will resume training as soon as he recovers.
İyileşir iyileşmez antremana devam edecek.

Accomplish

İngilizce Anlamı: To succeed in doing something, especially after trying very hard

Türkçe Anlamı: Başarıyla tamamlamak

Örnek Cümle
The students accomplished the task in five minutes.
Öğrenciler alıştırmayı beş dakikada tamamladılar.

Bu Dersleri Gördünüz mü?

Sınav Kelimeleri Ders 17