Sınav Kelimeleri Ders 19

Sınav Kelimeleri Ders 19
Consumption

İngilizce Anlamı: The amount used or eaten

Türkçe Anlamı: Tüketim, harcama

Örnek Cümle
Americas consumption of junk food is horrifying.
Amerikanın abur cubur tüketimi korkunç boyutlarda.

Decline

İngilizce Anlamı: When something becomes less in amount, importance, quality or strength

Türkçe Anlamı: İniş, gerileme

Örnek Cümle
What we need is a decline in the number of unemployed people.
İstediğimiz şey işsiz insan sayısında bir düşüş olması.

Contingency

İngilizce Anlamı: Something that might possibly happen in the future, usually causing problems or making further arrangements necessary

Türkçe Anlamı: İhtimal, olasılık

Örnek Cümle
You must be ready for all possible contengencies.
Bütün ihtimallere hazır olmalısın.

Conviction

İngilizce Anlamı: A very strong belief or opinion

Türkçe Anlamı: Fikir, kanaat, inanç

Örnek Cümle
Its my personal conviction that all rapists should be executed.
Benim kanaatime göre bütün tecavüzcüler idam edilmelidir.

Expenditure

İngilizce Anlamı: The total amount of money that a government or person spends

Türkçe Anlamı: Gider, masrafi harcama

Örnek Cümle
Government expenditure on education should be increased.
Devletin eğitim harcamaları arttırılmalıdır.

Approach

İngilizce Anlamı: A way of considering or doing something

Türkçe Anlamı: Yaklaşım

Örnek Cümle
I am studying approaches to language teaching.
Dil öğretim yaklaşımlarını çalışıyorum.

Substance

İngilizce Anlamı: Material with particular physical characteristics

Türkçe Anlamı: Madde, cisim

Örnek Cümle
Its difficult to avoid harmful substances in the atmosphere.
Atmosferdeki zararlı maddelerden korunmak zordur.

Interval

İngilizce Anlamı: A period between two events or times, or the space between two points

Türkçe Anlamı: Ara, aralık, fasıla

Örnek Cümle
I see my family at regular intervals - usually about once a month.
Ailemi belli aralıklarla görüyorum, genelde ayda bir kere.

Requirement

İngilizce Anlamı: Something that you must do, or something you need

Türkçe Anlamı: Gereksinim, ihtiyaç

Örnek Cümle
The old computer system didnt meet all our requirements.
Eski bilgisayar sistemi bütün ihtiyaçlarımızı karşılamıyordu.

Proportion

İngilizce Anlamı: The number or amount of a group or part of something when compared to the whole

Türkçe Anlamı: Oran

Örnek Cümle
The proportion of women graduates will increase in following years.
Bayan mezun oranı gelecek yıllarda artacak.

Enforce

İngilizce Anlamı: To make people obey a law, or to make a particular situation happen or be accepted

Türkçe Anlamı: Dayatmak, sözünü geçirmek, uygulatmak

Örnek Cümle
It isnt always easy for the teacher to enforce classroom rules.
Öğretmen için sınıf kurallarını uygulatmak her zaman kolay değildir.

Insure

İngilizce Anlamı: To buy insurance so that you will receive money if something bad happens to you, your family, your possessions etc

Türkçe Anlamı: Sigorta ettirmek, sağlama almak

Örnek Cümle
The house is insured for three million pounds.
Ev, üç milyon paunda sigortalanmış.

Reduce

İngilizce Anlamı: To make something smaller in size, amount, degree, importance, etc

Türkçe Anlamı: Azaltmak, küçültmek

Örnek Cümle
My weight reduces when I stop eating bread.
Ekmek yemeyi bıraktığımda kilom düşüyor.

Restore

İngilizce Anlamı: To return something or someone to an earlier good condition or position

Türkçe Anlamı: Yenileştirmek, restore etmek

Örnek Cümle
We will restore our house on holiday.
Tatilde evimizi restore ettireceğiz.

Stem

İngilizce Anlamı: To stop something unwanted from spreading or increasing

Türkçe Anlamı: Durdurmak, engellemek, -den gelmek

Örnek Cümle
Some precautions are taken to stem the rise of violent crime.
Şiddet suçlarının artmasını durdurmak için bazı önlemler alınıyor.

Extremely

İngilizce Anlamı: To a very great degree

Türkçe Anlamı: Aşırı, çok

Örnek Cümle
Earthquakes are extremely difficult to survive.
Depremde hayatta kalmak çok zordur.

Likely

İngilizce Anlamı: Describes something that will probably happen or is expected

Türkçe Anlamı: Büyük ihtimalle, muhtemel

Örnek Cümle
Please remind me, Im likely to forget.
Lütfen bana hatırlat, büyük ihtimalle unuturum.

Eventually

İngilizce Anlamı: In the end, especially after a long time or a lot of effort, problems, etc

Türkçe Anlamı: Er geç, nihayet

Örnek Cümle
It might take him four years but hell do it eventually.
Belki dört seneyi bulacak ama er geç bunu yapacak.

Indispensably

İngilizce Anlamı: In a way that someone or something that is indispensable is so important or useful that it is impossible to manage without them

Türkçe Anlamı: Kaçınılmaz olarak, mecburen

Örnek Cümle
They insisted on going to the party and we went indispensably.
Partiye gitmek için ısrar ettiler ve biz de mecburen gittik.

Favourably

İngilizce Anlamı: In a way that is better than others

Türkçe Anlamı: Daha iyisi, tercihen

Örnek Cümle
These products compare favourably with all the leading brands.
Bu ürünler, tüm önde gelen markalarla karşılaştırıldığında daha iyi.

Fanciful

İngilizce Anlamı: Not realistic

Türkçe Anlamı: Acayip, fantastik, gerçek dışı

Örnek Cümle
He is always telling fanciful stories when we meet.
Buluştuğumuzda hep fantastik hikayeler anlatıyor.

Faithful

İngilizce Anlamı: Loyal

Türkçe Anlamı: Bağlı, sadık, vefalı

Örnek Cümle
Everyone needs a faithful friend.
Herkesin sadık bir dosta ihtiyacı vardır.

Credible

İngilizce Anlamı: Able to be believed or trusted

Türkçe Anlamı: Güvenilir, inandırıcı

Örnek Cümle
They havent produced any credible evidence for convicting judge.
Hakimi ikna etmek için inandırıcı bir kanıt bulamadılar.

Futile

İngilizce Anlamı: (of actions) Having no effect or achieving nothing; unsuccessful

Türkçe Anlamı: Nafile, boşuna

Örnek Cümle
All my attempts to make her happy proved futile.
Onu mutlu etmek için olan tüm teşebbüslerim boşaydı.

Kindly

İngilizce Anlamı: A kindly person or action is a kind one

Türkçe Anlamı: Hoş, içten, iyi kalpli

Örnek Cümle
My friends grandmother is a very kindly old lady.
Arkadaşımın büyükannesi çok iyi kalpli, yaşlı bir bayandı.

Bu Dersleri Gördünüz mü?

Sınav Kelimeleri Ders 19