Sınav Kelimeleri Ders 18

Sınav Kelimeleri Ders 18
Annual

İngilizce Anlamı: Happening once every year, or relating to a period of one year

Türkçe Anlamı: Yıllık

Örnek Cümle
We are working on annual income.
Yıllık gelir üzerinde çalışıyoruz.

Minimal

İngilizce Anlamı: Very small in amount

Türkçe Anlamı: Minimal, çok az

Örnek Cümle
There was a minimal damage to the building.
Binada çok az hasar vardı.

Essential

İngilizce Anlamı: A basic thing that you cannot live without

Türkçe Anlamı: Temel, esas, gerekli

Örnek Cümle
Water is essential for life.
Su hayat için gereklidir.

Ultimate

İngilizce Anlamı: Most extreme or important because either the original or final, or the best or worst

Türkçe Anlamı: Nihai, son

Örnek Cümle
His ultimate hope is to die peacefully.
Son umudu huzur içinde ölmekti.

Recurrent

İngilizce Anlamı: Happening many times, or happening again

Türkçe Anlamı: Yenilenen, nükseden

Örnek Cümle
Love is a recurrent theme in her novels.
Aşk, romanlarında sürekli yinelenen bir tema.

Fruitfully

İngilizce Anlamı: In a way that is producing good results

Türkçe Anlamı: Bereketli ve kazançlı, yararlı biçimde

Örnek Cümle
We discussed fruitfully.
Yararlı bir şekilde tartıştık.

Adequately

İngilizce Anlamı: Enough in quantity or of a good enough quality for a particular purpose

Türkçe Anlamı: Layıkıyla, yeterli olarak

Örnek Cümle
He wasnt adequately insured.
Yeterince garanti altına alınmamıştı.

Presently

İngilizce Anlamı: In a short time

Türkçe Anlamı: Birazdan, hemen, şimdi

Örnek Cümle
The nurse will be here presently.
Hemşire birazdan burada olacak.

Notoriously

İngilizce Anlamı: Famous or well-known for something bad

Türkçe Anlamı: Herkesin bildiği gibi

Örnek Cümle
This alphabet is notoriously difficult to learn.
Bu alfabe herkesin bildiği gibi öğrenmesi zor.

Equivocally

İngilizce Anlamı: In a way that is not clear and seeming to have two opposing meanings, or confusing and able to be understood in two different ways

Türkçe Anlamı: Kapalı ve şüpheli bir şekilde

Örnek Cümle
She answered the questions equivocally.
Sorulara üstü kapalı bir şekilde cevap verdi.

Adopt

İngilizce Anlamı: To take another persons child into your own family and legally look after him or her as your own child

Türkçe Anlamı: Evlat edinmek, benimsemek

Örnek Cümle
Theyve adopted a baby boy.
Bir erkek çocuğunu evlat edindiler.

Base

İngilizce Anlamı: To use something as the thing from which something else is developed

Türkçe Anlamı: Dayandırmak, bağlamak

Örnek Cümle
The economy of this country is based on farming.
Ülkenin ekonomisi tarıma dayanıyor.

Graft

İngilizce Anlamı: To remove a piece of skin, bone etc from part of someones body and put it onto or into a part of their body that has been damaged

Türkçe Anlamı: Organ nakletmek

Örnek Cümle
He has had a skin graft on his badly injured leg.
Kötü biçimde yaralanan bacağına deri nakli yapıldı.

Scatter

İngilizce Anlamı: To (cause to) move far apart in different directions

Türkçe Anlamı: Dağıtmak, savurmak

Örnek Cümle
The police came in and scattered the crowd.
Polisler gelip kalabalığı dağıttı.

Expand

İngilizce Anlamı: To increase in size, number or importance, or to make something increase in this way

Türkçe Anlamı: Genişlemek, genişletmek

Örnek Cümle
The air expands when heated.
Hava, ısıtıldığında, genleşir.

Accuse

İngilizce Anlamı: To say that someone has done something morally wrong, illegal or unkind

Türkçe Anlamı: İtham etmek, suçlamak

Örnek Cümle
She was accused of robbery.
Hırsızlıkla suçlandı.

Abolish

İngilizce Anlamı: To end an activity or custom officially

Türkçe Anlamı: Feshetmek, bozmak, son vermek

Örnek Cümle
Slavery was abolished in the US in the last century.
Birleşik Devletlerde kölelik geçtiğimiz yüzyılda sona erdi.

Execute

İngilizce Anlamı: To kill someone as a legal punishment

Türkçe Anlamı: İdam etmek, infaz etmek

Örnek Cümle
He was executed for raping.
Tecavüzden dolayı idam edildi.

Entail

İngilizce Anlamı: To make something necessary, or to involve something

Türkçe Anlamı: Gerektirmek, zorunlu kılmak

Örnek Cümle
The trip will entail changing trains twice.
Gezi, iki kez tren değiştirmeyi gerektirecek.

Frustrate

İngilizce Anlamı: To make someone feel annoyed or less confident because they cannot achieve what they want

Türkçe Anlamı: Hayal kırıklığına uğratmak

Örnek Cümle
Her child failed in the exam and this frustrated her.
Çocuğu sınavdan kaldı ve bu onu hayal kırıklığına uğrattı.

Innovative

İngilizce Anlamı: Using new methods or ideas

Türkçe Anlamı: Yenilikçi, yeniliğe açık

Örnek Cümle
She was an imaginative and innovative student.
Hayal gücü yüksek ve yenilikçi bir öğrenciydi.

Decadent

İngilizce Anlamı: A decadent person or group has low moral standards

Türkçe Anlamı: Batmış, yozlazmış, ahlaki olmayan

Örnek Cümle
Pop music was condemned as decadent.
Pop müzik yozlaşmış olarak kabul ediliyordu.

Meagre

İngilizce Anlamı: (of amounts or numbers) Very small or not enough

Türkçe Anlamı: Az, eksik

Örnek Cümle
I am working for a meagre salary.
Çok düşük bir maaşa çalışıyorum.

Ambiguous

İngilizce Anlamı: Having or expressing more than one possible meaning, sometimes intentionally

Türkçe Anlamı: Belirsiz, muğlak

Örnek Cümle
His answer was somewhat ambiguous.
Verdiği cevap belirsizdi.

Poignant

İngilizce Anlamı: Causing or having a very sharp feeling of sadness

Türkçe Anlamı: Dokunaklı, etkili, şiddetli

Örnek Cümle
Our flag is a poignant reminder of our nations great sacrifices.
Bayrağımız, bu milletin verdiği yüce kurbanların dokunaklı bir hatırasıdır.

Bu Dersleri Gördünüz mü?

Sınav Kelimeleri Ders 18