Sınav Kelimeleri Ders 1

Sınav Kelimeleri Ders 1
Complication

İngilizce Anlamı: A condition, event, etc, that is complex or confused

Türkçe Anlamı: Güçlük

Örnek Cümle
Good blood sugar control also helps to prevent long-term complications from diabetes.
İyi kan şekeri kontrolü diyabetten kaynaklanan uzun dönemli güçlükleri de önler

Reservation

İngilizce Anlamı: The act of reserving or that which is reserved; specif.,

Türkçe Anlamı: Yer ayırtma, rezervasyon

Örnek Cümle
We ask for at least 24 hours notice to cancel a reservation.
Rezervasyonun iptal edilebilmesi için en azından 24 saat önce bilgilendirilmeli lazım.

Disturbance

İngilizce Anlamı: An interruption or intrusion

Türkçe Anlamı: Rahatsızlık

Örnek Cümle
The alarm can cause disturbance to people working in the library.
Alarm çalması kütüphanede çalışan insanların rahatsız olmasına neden olabilir

Restriction

İngilizce Anlamı: Something that restricts; a restrictive condition or regulation; limitation.

Türkçe Anlamı: Kısıtlama

Örnek Cümle
Parking restrictions are applicable monday to saturday 8.30am - 6.30pm.
Park etme kısıtlamaları Pazartesi - Cumartesi arası 8:30 - 18:30 saatleri arasında geçerlidir.

Reduction

İngilizce Anlamı: The act of reducing or the state of being reduced.

Türkçe Anlamı: Azaltma, düşürme

Örnek Cümle
Crime reduction is not just the job of the police.
Suçların azaltılması sadece polisin işi değildir.

Recurrance

İngilizce Anlamı: Return to a previous condition, habit etc...

Türkçe Anlamı: Tekrarlama, nüksetme

Örnek Cümle
Recurrence of seizures can be expected in about 15 % of patients.
Hastaların % 15inde nüksetme beklenebilir.

Promotion

İngilizce Anlamı: The act of being elevated to a higher status, or a program that sells or advertises something

Türkçe Anlamı: Terfi

Örnek Cümle
The top two teams gain automatic promotion at the end of the season.
Sezon sonunda en üstteki iki takım otomatik olarak terfi ediyor.

Legitimacy

İngilizce Anlamı: Lawfulness or authenticity of something

Türkçe Anlamı: Meşruluk

Örnek Cümle
Legitimacy of the regime.
Rejimin meşruluğu

Adoption

İngilizce Anlamı: To accept legal responsibility for the act of another

Türkçe Anlamı: Nüfusuna geçirme, evlat edinme

Örnek Cümle
We encourage adoption of poor kids in Africa.
Afrika'daki fakir çocukların evlat edinilmesini destekliyoruz.

Inference

İngilizce Anlamı: An educated guess made through observation

Türkçe Anlamı: Çıkarım

Örnek Cümle
Inference steps will lead to a value for the goal.
Çıkarım için geçilen aşamalar hedef için bir değer kazandıracaktır.

Restrictive

İngilizce Anlamı: Restricting or tending to restrict; limiting

Türkçe Anlamı: Kısıtlayıcı

Örnek Cümle
Restrictive diets will enable you to lose weight in the short run
Kısıtlayıcı beslenme sistemleri kısa zamanda kilo vermenizi sağlar.

Compulsive

İngilizce Anlamı: Having an obsessive urge to do something

Türkçe Anlamı: Mecburi, zorlayıcı, kompülsif

Örnek Cümle
There's sometimes something strangely compulsive about your life.
Bazen hayatınızda ilginç bir şekilde zorlayıcı bir şeyler olur.

Innocent

İngilizce Anlamı: Free from sin, guilt or wrongdoing

Türkçe Anlamı: Masum

Örnek Cümle
She said her husband was innocent.
Kocanının masum olduğunu söyledi.

Sensitive

İngilizce Anlamı: Someone or something that responds to external forces

Türkçe Anlamı: Duyarlı

Örnek Cümle
Some people are very sensitive in business life.
İş hayatındaki bazı insanlar çok duyarlı oluyor.

Accurate

İngilizce Anlamı: Free from any error

Türkçe Anlamı: Doğru, kesin

Örnek Cümle
We need to work with accurate numbers in order to succeed in the project.
Projede başarılı olmak için tam doğru rakamlarla çalışmalıyız.

Determined

İngilizce Anlamı: Someone with their mind made up about something

Türkçe Anlamı: Kararlı, azimli

Örnek Cümle
Meeting with such determined workers in the factory makes me feel happy.
Fabrikada bu kadar azimli işçilerle tanışmak benim için mutluluk verici.

Decadent

İngilizce Anlamı: State of decline or something that is luxurious and self-indulgent

Türkçe Anlamı: İtibarını yitirmiş

Örnek Cümle
Surely we in the west have not become so decadent that we could not live without bananas?
Biz batılılar kesinlikle henüz muz olmadan yaşayamayacak kadar itibarımızı kaybetmedik.

Disturbed

İngilizce Anlamı: Signs or symptoms of mental or emotional illness

Türkçe Anlamı: Dengesiz, rahatsız

Örnek Cümle
You can see many disturbed people around you.
Çevrenizde birçok rahatsız insan görüyorsunuz.

Shy

İngilizce Anlamı: Someone who lacks in confidence or who is nervous or quiet in social situations

Türkçe Anlamı: Utangaç

Örnek Cümle
Shy people have less promotion in business life.
İş hayatında utangaç insanlar daha az terfi alıyor.

Diffident

İngilizce Anlamı: Someone who is lacking in confidence, timid or shy

Türkçe Anlamı: Çekingen

Örnek Cümle
Diffident kids at school are usually unhappy.
Okuldaki çekingen çocuklar genelde mutsuz oluyor.

Suggestively

İngilizce Anlamı: Tending to suggest something considered improper or indecent

Türkçe Anlamı: İmalı biçimde

Örnek Cümle
Dont you realize he has spoken suggestively all through the conference?
Konferans boyunca hep imalı bir şekilde konuştuğunu fark etmedin mi?

Functionally

İngilizce Anlamı: Relating to a function or functions

Türkçe Anlamı: İşlevsel olarak

Örnek Cümle
This machine is functionally top.
Bu makine işlevsel olarak en iyisi.

Seldom

İngilizce Anlamı: Something that occurs rarely or not very often

Türkçe Anlamı: Nadiren

Örnek Cümle
She seldom visits her parents.
O ailesini çok nadir bir şekilde ziyaret eder.

Incredibly

İngilizce Anlamı: Seeming too unusual or improbable to be possible

Türkçe Anlamı: İnanılmaz bir şekilde

Örnek Cümle
The traffic is incredibly bad this morning.
Bu sabah trafik inanılmaz bir şekilde kötü.

Safely

İngilizce Anlamı: Free from damage, danger, or injury; secure

Türkçe Anlamı: Güvenli bir şekilde

Örnek Cümle
We returned home safely after all that adventure.
O kadar maceradan sonra eve güvenli bir şekilde döndük.

Bu Dersleri Gördünüz mü?

Sınav Kelimeleri Ders 1